TAŞ KÂĞIT MAKAS #kitapyorumu
"Oyuncuların hepsi her zaman sahnede değildir. Kimileri normal insan kılığında aramızda dolaşır."
Hikâyemiz on yıllık bir evlilik, ömürlük sırlar ve yalanlar üzerine kurulu, tekinsiz bir yıl dönümü tatilini ve bu tatilin arkasındaki gizemi anlatıyor. Psikolojik gerilim türünde olduğu için ayrı bir ilgiyle başladım kitaba. Ve ters köşelerin hakkını da sonuna kadar veriyor baya iyiydi şaşırtmakta. Okurun zihniyle oynamayı seven bir yazar. Hikayeyi hem Adam'ın hem Amelia'nın gözünden anlatıp araya bir de geçmişe ait gizemli mektupları serpiştirerek muazzam bir gidişat oluşturmuş. Daha ilk bölümden de bir tekinsizlik hissediyoruz. Tam bir karaktere hak verecek ya da onu suçlayacakken, diğer bölüme geçip aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlıyoruz. Karakterlere dair öyle detaylar verilmiş ki kimin gerçeği saptırdığını kestiremiyoruz. Oluşturduğu olay örgüsünü ve baştan sonaki gidişatı baya beğendim.
Adam, yüz körlüğü hastalığı olan bir senarist. Kendi karısının bile yüzünü ayırt edemeyen bir adamın gözünden dünyayı ve evliliği izlemek sürekli bir acaba doğru mu görüyor, yoksa manipüle mi ediliyor sorularını oluşturdu bende.
Amelia ise Adam'a kıyasla daha gizemli, ne yapacağı kestirilemeyen ve ilk andan itibaren şüphe uyandıran bir karakterdi.
Ve bir de yıl dönümü mektupları var. Adam'ın karısı tarafından her evlilik yıl dönümünde yazılan ama ona hiç okunmayan mektuplar.
Her sayfada kendi tahminlerimden şüpheye düştüm. Karakterlerin hem kendilerinden hem de birbirlerinden sakladıkları sırlar yüzünden kime inanacağımı bilemedim asla güven vermiyorlardı. Bir de İskoçya'nın ücra köşesindeki bir kilisedeler, kar nedeniyle yollar kapanmış, dış dünyadan tamamen kopmuş haldeler, kaçamazlar bu da gerilimi haliyle artırıyor.
Bir oturuşta