insan bir şey bilmeyince ne umut besleyebiliyor, ne umutsuzluğa kapılabiliyor. En iyisi kuşkuda kalmak. Bu koşullar altında kuşkulu olmak bile büyük bir nimet..
Aklıma geldikçe utandığım pek çok şey var. Zaman zaman hayatım pişmanlıklar, yanlış kararlar, düzeltilemeyecek hatalarla dolu gibime geliyor. İnsan geriye bakarsa böyle bir sorun doğuyor. Kendini olduğun gibi görüyor, dehşete kapılıyorsun...
Fazla yemek yemiyorum. Yalnızca bir sonraki adımı atmama yetecek kadar yiyorum. Ondan fazlasını değil. Bazen öylesine güçsüz düşüyorum ki bir sonraki adımı atamayacağımı sanıyorum. Ama beceriyorum.
..böyle hayal ettiğim zamanlar, ruhum yavaş yavaş, sonsuz derecede özlenen, o sınırsız ilahi güzelliğe doğru yükseliyor ve kendimde olmadan hiçliğin, yokluğun tehdidine karşı koyacak gücü bulabiliyorum. Belki aşk ölümün antitezi olduğu içindir bu; bizim için doğuş esrarını izleyen hayatın esasını oluşturan bir andır. Bütün bu düşünceler bende, tekrar buluşmamız için bir yakarışa dönüşüyor..