Saç Örgüsü
6/10
·188 syf.··
2026 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
𝖲𝖺ç Ö𝗋𝗀ü𝗌ü. Üç 𝖿𝖺𝗋𝗄𝗅ı ü𝗅𝗄𝖾𝖽𝖾𝗇 üç 𝗄𝖺𝖽ı𝗇ı𝗇 (𝖧𝗂𝗇𝖽𝗂𝗌𝗍𝖺𝗇’𝖽𝖺𝗇 𝖲𝗆𝗂𝗍𝖺, İ𝗍𝖺𝗅𝗒𝖺/𝖲𝗂𝗌𝗂𝗅𝗒𝖺’𝖽𝖺𝗇 𝖦𝗂𝗎𝗅𝗂𝖺, 𝖪𝖺𝗇𝖺𝖽𝖺’𝖽𝖺𝗇 𝖲𝖺𝗋𝖺𝗁) 𝗁𝖺𝗒𝖺𝗍𝗅𝖺𝗋ı𝗇ı𝗇 𝗄𝖾𝗌𝗂ş𝖾𝗇 𝗍𝖾𝗆𝖺𝗅𝖺𝗋ı𝗇ı 𝖺𝗇𝗅𝖺𝗍𝖺𝗇 𝖻𝗂𝗋 𝗋𝗈𝗆𝖺𝗇. Üç 𝗄𝖺𝖽ı𝗇ı𝗇 𝖽𝖺 𝗄𝖾𝗇𝖽𝗂 𝗁𝖺𝗒𝖺𝗍𝗅𝖺𝗋ı 𝗂ç𝖾𝗋𝗂𝗌𝗂𝗇𝖽𝖾 𝗒𝖺ş𝖺𝖽ığı ç𝖾ş𝗂𝗍𝗅𝗂 𝗌𝗈𝗋𝗎𝗇𝗅𝖺𝗋 𝗏𝖺𝗋 𝗏𝖾 𝖻𝗎 𝗌𝗈𝗋𝗎𝗇𝗅𝖺𝗋ı çöz𝗆𝖾𝗒𝖾 ç𝖺𝗅ışı𝗒𝗈𝗋𝗅𝖺𝗋. 𝖪𝗂𝗍𝖺𝖻ı𝗇 𝖽𝗂𝗅𝗂 𝖺𝗄ıcı𝗒𝖽ı, 𝗈𝗄𝗎𝗆𝖺𝗌ı 𝗄𝖾𝗒𝗂𝖿𝗅𝗂𝗒𝖽𝗂. 𝖠𝗇𝖼𝖺𝗄 “𝖮𝗄𝗎𝗆𝖺𝗌𝖺𝗒𝖽ı𝗆 ç𝗈𝗄 ş𝖾𝗒 𝗄𝖺𝗒𝖻𝖾𝖽𝖾𝗋 𝗆𝗂𝗒𝖽𝗂𝗆?” 𝖽𝗂𝗒𝖾 𝗌𝗈𝗋𝖺𝗋𝗌𝖺𝗆 𝖼𝖾𝗏𝖺𝖻ı𝗆 𝗁𝖺𝗒ı𝗋 𝗈𝗅𝗎𝗋𝖽𝗎. İ𝗇𝗌𝖺𝗇 𝗄𝗂𝗍𝖺𝖻ı 𝖾𝗅𝗂𝗇𝖾 𝖺𝗅𝖽ığı𝗇𝖽𝖺 𝖻𝗂𝗋𝗄𝖺ç 𝗌𝖺𝖺𝗍 𝗂ç𝗂𝗇𝖽𝖾 𝗈𝗄𝗎𝗒𝗎𝗉 𝖻𝗂𝗍𝗂𝗋𝖾𝖻𝗂𝗅𝗂𝗋. “𝖪𝖾ş𝗄𝖾 𝗈𝗄𝗎𝗆𝖺𝗌𝖺𝗒𝖽ı𝗆.” 𝖽𝖾𝖽𝗂ğ𝗂𝗆 𝖻𝗂𝗋 𝖾𝗌𝖾𝗋 𝖽𝖾ğ𝗂𝗅𝖽𝗂 𝖺𝗆𝖺 𝗈𝗄𝗎𝗆𝖺𝗆ış 𝗈𝗅𝗌𝖺𝗆 𝖽𝖺 𝖻ü𝗒ü𝗄 𝖻𝗂𝗋 𝖾𝗄𝗌𝗂𝗄𝗅𝗂𝗄 𝗁𝗂𝗌𝗌𝖾𝖽𝖾𝖼𝖾ğ𝗂𝗆𝗂 𝖽üşü𝗇𝗆ü𝗒𝗈𝗋𝗎𝗆. 𝖸𝗂𝗇𝖾 𝖽𝖾 𝗄𝗂𝗍𝖺𝖻ı 𝗍𝖺𝗏𝗌𝗂𝗒𝖾 𝖾𝖽𝖾𝗋𝗂𝗆. Çü𝗇𝗄ü 𝗌𝖺𝖽𝖾𝖼𝖾 𝗉𝗈𝗉ü𝗅𝖾𝗋 𝗋𝗈𝗆𝖺𝗇𝗅𝖺𝗋 𝗀𝗂𝖻𝗂 “𝗈𝗄𝗎𝖽𝗎𝗆, 𝖻𝗂𝗍𝗍𝗂” 𝗁𝗂𝗌𝗌𝗂 𝗏𝖾𝗋𝖾𝗇 𝖻𝗂𝗋 𝖾𝗌𝖾𝗋 𝖽𝖾ğ𝗂𝗅𝖽𝗂. 𝖡𝖺𝗇𝖺 𝖻𝖺𝗓ı ş𝖾𝗒𝗅𝖾𝗋 𝗄𝖺𝗍𝗍ı, 𝖿𝖺𝗋𝗄𝗅ı 𝗁𝖺𝗒𝖺𝗍𝗅𝖺𝗋𝖺 𝗏𝖾 𝖿𝖺𝗋𝗄𝗅ı 𝗄𝖺𝖽ı𝗇𝗅𝖺𝗋ı𝗇 𝗆ü𝖼𝖺𝖽𝖾𝗅𝖾𝗅𝖾𝗋𝗂𝗇𝖾 𝖻𝖺𝗄𝗆𝖺𝗆ı 𝗌𝖺ğ𝗅𝖺𝖽ı. Ö𝗓𝖾𝗅𝗅𝗂𝗄𝗅𝖾 𝗄𝖺𝗋𝖺𝗄𝗍𝖾𝗋𝗅𝖾𝗋𝖽𝖾𝗇 𝖲𝖺𝗋𝖺𝗁’ı𝗇 𝖻ö𝗅ü𝗆ü𝗇ü ç𝗈𝗄 𝗌𝖾𝗏𝖽𝗂𝗆. 𝖡𝗎 𝖻ö𝗅ü𝗆𝖽𝖾 𝖲𝖺𝗋𝖺𝗁 𝗂𝗌𝗂𝗆𝗅𝗂 𝗄𝖺𝖽ı𝗇 ü𝗓𝖾𝗋𝗂𝗇𝖽𝖾𝗇 𝗒𝖺𝗓𝖺𝗋 𝗀ü𝗇ü𝗆ü𝗓𝖽𝖾 𝖻𝗂𝗋ç𝗈𝗄 𝗄𝖺𝖽ı𝗇ı𝗇 𝗒𝖺ş𝖺𝖽ığı 𝗍ü𝗄𝖾𝗇𝗆𝗂ş𝗅𝗂ğ𝗂; 𝗁𝖾𝗆 𝗂ş 𝗁𝖺𝗒𝖺𝗍ı𝗇ı 𝗁𝖾𝗆 𝖽𝖾 𝖾𝗏 𝗒𝖺ş𝖺𝗆ı𝗇ı 𝖺𝗒𝗇ı 𝖺𝗇𝖽𝖺 𝗌ü𝗋𝖽ü𝗋𝗆𝖾𝗇𝗂𝗇 𝗓𝗈𝗋𝗅𝗎𝗄𝗅𝖺𝗋ı𝗇ı 𝖾𝗍𝗄𝗂𝗅𝖾𝗒𝗂𝖼𝗂 𝖻𝗂𝗋 ş𝖾𝗄𝗂𝗅𝖽𝖾 𝖺𝗇𝗅𝖺𝗍ı𝗒𝗈𝗋𝖽𝗎. 𝖲𝖺𝗋𝖺𝗁 𝗄𝖺𝗇𝗌𝖾𝗋 𝗁𝖺𝗌𝗍𝖺𝗌ı 𝗈𝗅𝗆𝖺𝗌ı𝗇𝖺 𝗋𝖺ğ𝗆𝖾𝗇 𝗒ü𝗓ü𝗇𝖽𝖾 𝗌ü𝗋𝖾𝗄𝗅𝗂 𝗀ü𝗅üm𝗌𝖾𝗆𝖾𝗒𝗅𝖾 𝖽𝗈𝗅𝖺şı𝗒𝗈𝗋𝖽𝗎. 𝖠𝗌𝗅ı𝗇𝖽𝖺 𝗂ç 𝖽ü𝗇𝗒𝖺𝗌ı𝗇𝖽𝖺 𝖻ü𝗒ü𝗄 𝖻𝗂𝗋 𝗄𝗂𝗋ı𝗅𝗆𝖺 𝗏𝖾 𝖺𝖼ı 𝗒𝖺ş𝖺𝗋𝗄𝖾𝗇, 𝖽ış𝖺𝗋ı𝖽𝖺𝗇 𝖻𝖺𝗄ı𝗅𝖽ığı𝗇𝖽𝖺 𝗄𝗂𝗆𝗌𝖾 𝗈𝗇𝗎𝗇 𝗒𝖺ş𝖺𝖽ığı 𝗆ü𝖼𝖺𝖽𝖾𝗅𝖾𝗒𝗂 𝖿𝖺𝗋𝗄 𝖾𝗍𝗆𝗂𝗒𝗈𝗋𝖽𝗎. 𝖵ü𝖼𝗎𝖽𝗎 𝗂ç𝗍𝖾𝗇 𝗂ç𝖾 𝖽𝖺ğı𝗅𝖺𝗇 𝖻𝗂𝗋 𝗒𝖺𝗉𝖻𝗈𝗓 𝗀𝗂𝖻𝗂 𝗈𝗅𝗌𝖺 𝖽𝖺 𝖻𝗎 𝗀ö𝗋ü𝗇𝗆𝖾𝖽𝗂ğ𝗂 𝗂ç𝗂𝗇 ç𝖾𝗏𝗋𝖾𝗌𝗂𝗇𝖽𝖾𝗄𝗂 𝗂𝗇𝗌𝖺𝗇𝗅𝖺𝗋 𝗈𝗇𝗎 𝗌𝖺ğ𝗅ı𝗄𝗅ı 𝗏𝖾 𝗆𝗎𝗍𝗅𝗎 𝗌𝖺𝗇ı𝗒𝗈𝗋𝖽𝗎. 𝖡𝗎 𝖻ö𝗅ü𝗆, 𝗂𝗇𝗌𝖺𝗇𝗅𝖺𝗋ı𝗇 𝗀ö𝗋ü𝗇𝗆𝖾𝗒𝖾𝗇 𝗒ü𝗄𝗅𝖾𝗋𝗂𝗇𝗂 𝗏𝖾 𝖽ış𝖺𝗋ı𝖽𝖺𝗇 𝗒𝖺𝗉ı𝗅𝖺𝗇 𝖽𝖾ğ𝖾𝗋𝗅𝖾𝗇𝖽𝗂𝗋𝗆𝖾𝗅𝖾𝗋𝗂𝗇 𝗁𝖾𝗋 𝗓𝖺𝗆𝖺𝗇 𝗀𝖾𝗋ç𝖾ğ𝗂 𝗒𝖺𝗇𝗌ı𝗍𝗆𝖺𝖽ığı𝗇ı 𝗀üç𝗅ü 𝖻𝗂𝗋 ş𝖾𝗄𝗂𝗅𝖽𝖾 𝗁𝗂𝗌𝗌𝖾𝗍𝗍𝗂𝗋𝖽𝗂. 𝘝ü𝘤𝘶𝘥𝘶 𝘪ç𝘵𝘦𝘯 𝘪ç𝘦 𝘥𝘢ğı𝘭𝘢𝘯 𝘣𝘪𝘳 𝘺𝘢𝘱𝘣𝘰𝘻 𝘨𝘪𝘣𝘪 𝘰𝘭𝘴𝘢 𝘥𝘢 𝘣𝘶 𝘨ö𝘳ü𝘯𝘮𝘦𝘥𝘪ği 𝘪ç𝘪𝘯 ç𝘦𝘷𝘳𝘦𝘴𝘪𝘯𝘥𝘦𝘬𝘪 𝘪𝘯𝘴𝘢𝘯𝘭𝘢𝘳 𝘰𝘯𝘶 𝘴𝘢ğ𝘭ı𝘬𝘭ı 𝘷𝘦 𝘮𝘶𝘵𝘭𝘶 𝘴𝘢𝘯ı𝘺𝘰𝘳𝘥𝘶. Ah Sarah, dertli Sarah! Kendine bir bak aynada ve ne kadar yorgun olduğunu gör Sarah,demek istedim ona.
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,4bin okunma
İnsancıklar ve Dostoyevski
9/10
·212 syf.·
2026 52. kitabı
Dostoyevski'yi edebiyat dünyasına kazandıran bir eser olması açısından çok önemli ve bu eserin Grigoroviç ile Nekrasov tarafından okunup etkisinde kalmaları sayesinde de bize en büyük yazarlardan biriyle tanıştırmaları takdire şayan. Gerçekten de seçtiği konu, olay örgüsü ve dolaylı olarak verdiği mesajlar ile ilgi çekici, akıcı bir eser. Dostoyevski bu eserde üstün bir kabiliyet ile karakterlerin gizli ve dile getirilmeyen düşüncelerini mektuplar ile ifade etmiştir. Yüzeyde görünmenden daha önemli olanı satır aralarında ifade ettikleridir. Karakterlerin yaşadığı yoksulluk, duygu ve düşünceler ile ikilemde kaldığı veya kendi kendisiyle çeliştiği durumlar çok güzel işlenmiş. Varvara ve Devuşkin... İyi ki bir Dostoyevski'si var bu yalan dünyanın. İyi okumalar.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 201876,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Üzüntü: Kesinlikle önermiyorum. Türkçe'si bozuk bir kitap!
1/10
·108 syf.·
2026 1. kitabı
Üzülerek belirtiyorum: Kitap bozuk bir Türkçe ile kaleme alınmış. Yayıncı, editör ve yazara hiç yakışmamış. Ayrıca -her ne kadar bir yazar herhangi bir savunma noktası oluşturmak zorunda olmasa da- birbirini değilleyen ifâdelerle dolu bir kitap. Yazar, çoğu zaman kendini tekrar eder hâle gelmiş. Yazım dilinden sonra en büyük kusûru da usüllere uygun atıf ve kaynakça sistemi olmayışı. Keşke sıfır (0) yıldız imkânım olsaydı.
Daimonik AlanNil Göksel · Akademim Yayıncılık · 20235 okunma
Vırgınıa wolf “Kendine ait bir oda” Kitap incelmesi.
Puan vermedi·127 syf.··
2026 7. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda bile zihninizde konuşmaya, tartışmaya ve anlamlandırmaya devam ederiz. Kitabın devamını oluşturmaya çalışırız. Odanın her tarafında yankılanmaya devam eder. Virginia Woolf’un 'Kendine Ait Bir Oda'sı da tam olarak böyle bir deneyim oldu diye bilirim. Woolf, eline kalemi alıp tarihin tozlu raflarında kadınların izini sürerken, okuyucuyu da kendi hayatındaki 'oda' ları ve 'özgürlük alanları' nı sorgulamaya davet ediyor. Kitapta en büyük metaforlardan biri “oda” kelimesidir. Neden bu kadar önemli bir hale getirmiş yazar bu kelimeyi. Aklımıza ilk gelen anlamından ziyada içinde bir gizli anlam barındırıyor. Kendi düşünceleriyle baş başa kalabilme hakkıdır. Woolf, kadının eve ait olan o dar alanından sıyrılıp, kendine ait, kimsenin müdahale edemeyeceği bağımsız bir bölge ilan etmesini ister. Oda, kadının toplumda "ben de varım ve burası benim alanım" deme şeklidir. Bir insanın düşünebilme, üretebilmesi için ekonomik bağımsızlık ve kişisel alana ihtiyaç duyduğunu savunur. Ve kendisi olabilme özgürlüğünü simgeler. O dönemde kadınların üniversiteye gitmesi bir yana üniversitenin çimenlerinden geçmesinin bile yasak olduğunu Woolf’un kitabında bir suç unsuru olarak ele alır ve bunu şu cümleler ile ifade etmektedir; “Ve birden kendimi çimenlerin üzerinde aşırı bir hızla yürüyor buldum. Ve o an, bir erkeğin görüntüsü yolumu kesti. Önce jaketatay giymiş bu garip görünümlü nesnenin el kol hareketlerinin bana yönelik olduğunu anladım. Yüzünden dehşet ve öfke ifadesi vardı. Akıldan çok içgüdü yardımıma koştu; o bir kilise görevlisi, bense bir kadındım. Burası bir çimenlik alandı, ileride de bir patika vardı. Çimenlerin üzerinde yürümeye yalnızca üniversite öğrencilerine ve öğretim üyelerine izin vardı; benim yerim çakıllı patikaydı.” (syf
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,1bin okunma
Youtube
Puan vermedi
Merhaba kuzenimle ortak bir YouTube kanalımiz var şarkı sözleri yapıp besteliyoruz. Sizden ricam abone olup bildirimlerini açıp şarkılarını dinlermisiniz şimdiden teşekkür ederim kanalın ismi (efeyildirimmm) Link ise https://youtu.be/lt6VFUbE_i0?si=8lMHYPpnHkbxJSny
YoutuberlarChris Stokel Walker · Lykeıon · 20211 okunma
10/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Herkese merhaba 🪽Bugün sizlere çok severek okuduğum ve bitmesini hiç istemediğim, hatta favori serilerimden biri olan Roza Dorea serisinin son kitabı Devrimin Kanatlarından bahsetmeye geldim Devrimin Kanatlarında heyecan kaldığı yerden artarak devam ediyor, Sedna Alaforte bir döndü tam döndü, fırtına gibi esti geçti ve Sedna'nın arkasında kalanlar bu fırtınadan nasibini fazlasıyla aldılar🪽 🪽Elementos ülkesi büyük bir savaşın eşiğinde bir tarafta Yüksek Harpy konseyi başkanı Manto Socravolta diğer tarafta geçmişin intikamını almak isteyen Sedna Alaforte var. Yüksek Harpy konseyi başkanı elindeki gücü kaybetmemek için her yola başvuruyor, buna kendi türünü katletmek de dahil. Manto yıllar önce yönetimi ele geçirmek için oynadığı kanlı oyunu yeniden sahnelemeye hazırlanıyor ve artık yöntemleri daha da vahşice çünkü artık yolun sonuna geldiğinin farkında. Konseyi başkanı ilk olarak Mantikor konseyi başkanı Alroy Farin'i de planlarına dahil etmek istiyor ama ortaya çıkan bazı gerçeklerden sonra Alroy, Manto'nun karşısında yer alıyor, çünkü o da kendi türünü savunmak ve itibarını korumak zorunda. Haryp konseyi başkanı Alroy'dan istediğini alamayınca hemen yeni bir plan yapıyor(kitap boyunca Manto'nun saçını başını yolasım geldi o kadar gıcık oldum, Neyse ki Sedna gerekeni yaptı) Diğer taraftan Sedna (bu kadına bayılıyorum ben) yıllar önce yaşadığı büyük acıların intikamını almak için geri döndü ve bu hayatta ki tek amacına ulaşmak için önündeki engelleri bir bir kaldırmaya başladı( Sedna ile ilgili sabaha kadar konuşabilirim ama final kitabı olduğu için çok büyük spoiler olur) Savaşın tarafları elini güçlendirmek için elinden geleni yaparken küllerinden yeniden doğan Alen Velma Nemesis de Sorlafkrom Akademinin baş Harpy'si Profesör Ester Olida, kehanet çocukları Roza,
Roza Dorea ve Devrimin KanatlarıBerna Güzel · Perseus Yayınevi · 20261 okunma