Cihânın şeş ciheti ve âfâkın her kûşe-i bî-vefâsı, bu gavgâ-yı muhabbet ve velvele-i aşk u şevk ile öyle mâmûr u meşhûn olmuştur ki; şu nâçâr u bî-çâre kulun mizaç-ı latîfi, kesret-i kelâm-ı aşktan gınâ-yı tâm bulup, mide-i rûhum hılt-ı muhabbetten mültehib ve mütehevvî olmuştur. Sağ u yesârım, pîş u pesim bu sevdâ-yı bî-esâsın nâleleriyle muhat olup, nefsim bu levs-i mecâzîden nefret ü ikrah eylemektedir.
Lâkin ne fâide ki; feryâd-ı bî-ihtiyârım abes, nâle-i bî-karârım beyhûde ve nutk-ı belâgat-şîarım nâfiledir. Zira asrın gûş-ı hûşuna urulan bu efsûn-ı aşk, sadâmızı sarsar-ı ademe mahkûm eylemiştir.
Geç açıldı tez soldu baharım
Sensiz ruhum değil tam; yarım
Gezmedik yer kalmadı yok diyarım
Seni sevmektir benim yegane şiarım
Sözüm de yazım da sende birleşti
Yazımda kışımda yokluğun kalleşti
Sensizlik canıma tak etti içime yerleşti
Yüregim yandı durdu benden kalan kokan bir leşti
İstesem de unutamam adını
Duyurmadik yer kalmadı sanını
Dönme bana kalbinin öte yanını
Yokluğun beni yakar dondurur kalbimin kanını
Şair yine muzdarip şiirinden
Tıpkı aynı gibi senden
Ne yardan geçilir ne serden
Gece sensiz ya geçilmiyor beladan şerden...
"Führer (Hitler) beni çok dikkatli bir şekilde dinledi. Bana, görüşmeden çıktıktan hemen sonra kaydettiğim ve bu hatıratta naklettiğim şu cümlelerle cevap verdi:
"Benim mücadele planım