İnsan bir yerde kendini bırakmalı
Hiçe saymalı düzenini dünyanın
Yaşamalı şöyle alabildiğine
Büyük delilikler yapmalı
İçmeli
Sevmeli
Küfretmeli
-ÜYO
tiktok.com/sibelalieninstagram.com/sibelalien
İşin bu kısmını düşünmek onun görevi değil. Olayın “nasıl gerçekleşeceği” tümüyle evrenin işi. Buna karıştığımız zaman hem panik, hem bir kısıtlılık, hem de otomatik bir bağımlılık yaşarız. Üstünde durması gereken iki şey vardı;
1- Netlik
2- Ismarladığı şeye ait olma hissini yaşamak. (Günde 17 saniye bile yeter bunun için!)
Bu pozisyon olmazsa aynı deneyim başka türlü de gelebilirdi.
- Belki aynı şirketin yurt dışı ayağında çalışırdı.
- Belki bambaşka bir şirketten haberdar olur ve aynı şeyleri orada yaşardı.
Vizyonlamak ne demek? Oturup, gözlerini kapatıp, istediğin hayatı seyretmek… Sanki sinemada film izler gibi. AMA en önemlisi, vizyonlama sayesinde “o iş gerçekten olsa” ne hissedersiniz, onu yakalamak.
Düşünsenize, çocukluğundan beri EN ÇOK istediği şirket ve iş için yarışacaktı. Problem zaten bu yarışma hissi ile başlıyor. Sanki bir şeyleri birisi alırsa bizim ALMA fırsatımız olmayacak gibi hissediyoruz.
Yine buradaki sorun, bakış açısındaki “kaynaklar sınırlıdır” algısı. Halbuki EVREN sınırsız…