Sibel Aydogan

Sibel Aydogan
@sibellaydogan
Aachen
29 Mayıs 1978
3 okur puanı
Ekim 2024 tarihinde katıldı
O, talep ehline karşı/ Müsebbib'in yüzünü sebep perdesiyle gizledi. İlmin özelliği, sebepleri yakıcı olmasıdır. Câhilin tarzı ise "sebep öğretici" olmasıdır. Abdurrahman Câmî, Molla Câmî'de Varlık, Litera Y., s.41
Sayfa 41 - Litera Y.·Kitabı okuyor
Alıntı

Sibel Aydogan

, bir kitabı okumaya başladı
Şamil Öçal
0/10 · 2 okunma
Vücûdun nûruna ilk kez bakan muhakkik birinin şuhûdunda vahdet vardır. Gönül nûrun ve safiyetin mârifetiyle görür ve gördüğü her şeyde önce Allah'ı görür. Tüm âlem O'nun nûrundan peydâ olmuştur- âlem O'nun zâhir olduğu yerdir." Abdurrahman Câmî, Molla Câmî'de Varlık, Litera Y., s.35
Sayfa 35·Kitabı okuyor
İçimizde öyle bir "alan" vardır ki, buraya girdiğimizde dünyevi zaman bitip tükenir ve âdeta bir balon gibi patlar. İşte bu, içinde yaşadığımız "an" dır. Ölüm ve doğum, an hakikatinin iki farklı bakış açısından değerlendirilmesidir. An bilincinin derinliklerinde, geçmiş silinip gider. Geçmiş kaybolursa doğum da olmamış olur. An bilincinde gelecek de olamaz ve geleceği olmayan ölmüş demektir. Her an yeniden doğmak, geçmişi yok ettiği gibi, her an yeniden ölmek de geleceği yok eder. Hepimizin bildiği gibi bu an bazen "bir ömre bedel" olabilir. İşte egonun hayat projesinin en önemli ayaklarından birisi, anı teğet geçmektir. Hayallerimizde, (dünyevi zamana göre) sonsuzluk ölüme eşittir. Oysa an, tevhid yani sonsuzluk âlemine açılan bir kapıdır. Özetlersek, ego veya nefs "iniş" esnasında gittikçe tevhid şuurunun kapısı olan an bilincinden biraz daha kopar. Yapısını ayakta tutmak için geçmişi bu anın üzerine giydirir (bugünü, geçmiş haritasına zoraki uyarlar), yok olmaktan korktuğu için de hep geleceği tasarlar. Oysa, geçmiş ve gelecek bir hayal ürünü olduğu için, ego gerçek anlamda zaten ölüdür. Mustafa Merter, Dokuz Yüz Katlı İnsan, Kaknüs Y., s.122/123
Alıntı
Bazen nefsimle baş başa kalıp bedenimi bir yana bıraktığım olur. Cisimsiz, mücerret bir cevher gibi olurum. Her şeyden çıkarak kendi cevherime yönelir ve ona girerim. O zaman hem bilgi, hem bilen hem de bilinen ben olurum. Kendi zâtımda öyle bir güzellik, ihtişam ve nur görürüm ki şaşırıp kalırım. Sonra da bu şerefli, üstün hayat sahibi ilâhî âlemin bir parçası olduğumu bilirim. Plotinus (ö., 270) William Chittick, Âşığın Aynası, Okuyan Us Y., s. 107