Kâbe'nin İçi
Kabe'yi ilk Hz. Adem'in oğlu Şid Aleyhisselam taştan yapmış. Sonra Hz. İbrahim Aleyhisselam daha güzel yapmış. Zemzem kuyusunu da Hz. İsmail bulmuş. Annesi Hz. Hacer, çocuğunu bugünkü zemzem kuyusunun olduğu yere bırakmış, su aramış. Safa ile Merve arasında yedi defa gidip gelmiş. Serap uzaktan su gibi görünürmüş. Koşarmış... Yedi defa gidip geldikten sonra çocuğunun yanına gelmiş. Bakmış ki çocuğunun tepindiği yerden su fışkırıyor. Burası zemzem kuyusu olmuş... Kuyu ile Kâbe arasında Halil İbrahim makamı denilen, demirden yapılmış güzel parmaklıklar içinde güzel bir ziyaret yeri var. İçinde bir ayak oyuğu bulunan büyücek bir taş var. Bunun ziyaret gününde içine zemzem dolduruyorlar ve içiyorlarmış. Tavaf ve Hac, Hz. İbrahim zamanından kalmış. Harem-i Şerif etrafı, sokaklara nazaran çukurda. Ondan fazla basamakla iniliyor. Evvela sokaktan bir iki ayakla da çıkılıyor. Sebebi, su basmasın diye. Bir zamanlar burası putlarla doldurulmuş, sonra Peygamberimiz bunları kırmış. İslamiyet burada tamamıyla hâkim olunca bugünkü şekli ile kurulmuş. Kâbe'nin kapısına yakın, köşesindeki gümüş çerçeve içerisindeki Hacer'ül Esved denilen, gökten düşmüş kara bir taş var. Tavaflarda buraya gelince el sürüyorlar, hatta uyuyorlar. Kuzey taraftaki altınoluk altında yıkanmak pek şifalı imiş. Senede bir kere de Kâbe'nin içini temizlerler ve zemzemle yıkarlar. Bunun için özellikle ufak hurma dallarından süpürge yapılır, sonra bunlar İslam diyarında camilere hediye olarak gönderilir. Bu gün pek tantanalı olur. Bütün mülki ve askerî heyetler gelir. Seyyar merdivenler kapıya yanaştırılır. Ben iki defa Kâbe'nin içine girdim. İçeride de, "Ya Hannan, Ya Mennan, Ya Deyyan, Ya Sübhan" adlı direkler var. Aralarında büyük kandiller var. İçeriden her cepheye ikişer rekâtlık namaz kılınıyor. Sonra
Sayfa 79·Kitabı okudu
Edebiyat