Elif Şafak - Gökyüzünde Nehirler Var
Puan vermedi·560 syf.··
2026 15. kitabı
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve genel kültürüne hayran kaldım diyebilirim ancak adeta bir Netflix dayatması gibi ana karakterin sonradan lezbiyen olmasına bence gerek yoktu. Çok spesifik konular üzerinde derin bilgisi olan bir kadın. Yaptığı aforizmalar, kıssadan hisseler de oldukça hoşuma gitti. Eserlerin anlatımı olabildiğince yoğundu. Sultan Abdülaziz'in bilekleri kesilmiş halde ölü bulunup intihar süsü verildiğinin düşünüldüğünü burada öğrendim. Kolera'nın Ganj nehrinde ortaya çıkıp dünyaya yayıldığını da yine burada öğrendim (Siktiğimin boklu Hintlileri) Yazar, Arthur Smith'i gerçekte yaşayıp ona çok benzeyen George Smith'ten esinlenerek yaratmıştır. Eser eski bir zamanda Mezopotamyanın en önemli ve zengin şehirlerinden Ninovada başlar. Buranın kralı Assur-bani-pal'dir. Daha önce şehrinin istila seliyle yağmalanıp yok olacağı, taşlarının bile sökülüp götürüleceği kehanet edilmiştir. Kral babasının en küçük oğludur ve tahta çıkması imkansız olarak düşünüldüğünden ağabeylerine savaş, savunma vs. öğretilirken kendine bölüm, edebiyat, felsefe öğretilir ve babasının kendisini seçmesiyle krallığın gelmiş geçmiş en eğitimli kralı olur. Huzuruna eski lalası olan birisi ajanlık yaptığı gerekçesiyle çıkarılır. Adam işkence görmüştür, ajanlık yapmaktadır çünkü Assurbanipal düşman ülkeleri susuzlukla terbiye etmiştir. Assurbanipal kültürlü olmasına rağmen gaddar da bir adamdır ve onu yaktırır. Buradan Thames Nehri civarı Londra'ya atlanır. Nehir her şeyin atıldığı, kötü kokan ve pis bir nehirdir. Tosher isimli bir grup insan nehre düşmüş kıymetli nesneleri avlayarak hayatını idame ettirmektedir. İçlerinde Arabella isimli hamile bir kadın vardır. Sancısı tutar ve oğlu olur. Kadın bu çocuğu büyütemeyeceğini, söyler. Kendini bile zor doyurmaktadır. Kocası alkolik, sorumsuz
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,740 okunma
Kutlanacak bir zafer değil, huzursuz eden bir mükemmellik.
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 04:38
Bu kitap gerçekten çok ağır bir kitap. Eğer psikolojiniz el veriyorsa okumanızı tavsiye ederim ama okumazsaniz da psikolojinizi büyük oranda korumuş olursunuz. Bu kitap hakkında spoilersiz konuşmam imkansız o yüzden eğer okumadiysaniz veya filmini izlemeyi bekliyorsanız lütfen geçin. Kitap o kadar dolu ve derinlikli bir yazıma sahip ki her şeyi bir anda anlatamayacagim ve sıradan gitmeyi düşünüyorum. Haymitch'in hikayesi bize hayal satmıyor hatta bunu ilk sayfalarda Louella'nin oyunlara geçmeden ölmesi ve ardından Capitol'ün kendi başarısızlığını örtmek icin Lou Lou'yu getirdiği zaman ilk kez anlıyoruz ve kitabin ilk kismi da tam olarak burada kesilmiş. Bu bilinçli yapılmış bir kesim. Çünkü kitabin ne olduğunu başından anlatıyor. "Bu karakterlere bağlanma hepsi pamuk ipliğine bağlı." Mesajini veriyor ve bu bizi kahreden asıl kısım. Haymitch'in kural sığmazlığını en belirgin şekilde ikinci kisimda görmeye başlıyoruz. Haymitch kitabin sonuna kadar isyan için bir şeyler yapmayı düşünüyor fakat herkesin aksine kaybedecek çok şeyi var. Capitol'un acımasızlığını ana seriye kıyasla bu kitapta iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Snow yatacak yerin yok yemin ederim. Arenadakilerin çocuk olduğunu kitap sürekli size hatırlatıyor ve hepsinin ölümü o kadar acımasız ölümler ki. Özellikle Ampert'in ölümü beni çok etkiledi. Ama diğerlerini de anmak istiyorum. Louella, Wyatt, Lou Lou, Ampert, Wellie ve Maysilee hepiniz daha fazlasını hak ettiniz. "Elveda önce nefret ettiğim, sonra istemeyerek saygı duyduğum, sonra sevdiğim Maysilee Donner. Sevgili olarak değil, hatta dost olarak bile değil. Kız kardeşim, demiştim ona" Ama beni asıl etkileyen Maysilee Donner oldu. Bu karakterin potansiyelini düşündükçe o kadar kahroluyorum ki anlatamam size. Maysilee ve Haymitch ikilisinin
Distopya
Hasatta GündoğumuSuzanne Collins · Dex Kitap Yayınları · 2025870 okunma
Reklam
"Zenci de olsa o da bir insan."
Puan vermedi·208 syf.··
2025 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 15:51
Metin, Joseph Conrad'ın 1897 yılında yayınlanan, adı Narcissus olan bir İngiliz kuru yük gemisinde insanın trajik yazgısını, kimlik arayış ve tartışmalarını, ilişkilerdeki psikolojik ve sosyolojik tutumunu ele alan uzun hikayesidir. Bu hikayesiyle kendisi de bir denizci olan ve bundan dolayı denizdeki hayatı çok yakından tanıyan Conrad, yaşadığı çağın, yani Viktorya Dönemi İngilteresi'nin insan hakları, işçi ve ticaret politikalarını gemi metaforuyla eleştirir. Viktorya döneminin sonlarında İngiltere, artık hem teknolojik ilerleme ve sömürgecilik hem de kültürel gerilimlerin yaşandığı bir ülkedir. Bu bağlamda hikâye, ismiyle birlikte okurun zihninde bir açımlama yaratır. Bu açımlama hem mitolojik hem de çağdaş bir açımlamadır. Çünkü hikâye, isminde hem "zenci" kelimesini hem de "Narcissus"u barındırır. Hiçbir okur bu metne kadar bu iki kelimeyi yan yana düşünmemiştir ki hangi zenci narsist olabilir? Bu yüzden bir zenci ancak Narcissus'un zıttı olur ve onun öteki yüzünü ona yansıtır. Bu açıdan Conrad, gemiye Narcissus ismini seçmesiyle insanlığın benlik algısının alegorisini kullanıyor ama zenci kelimesini bir ötekinin yansıtması yaparak. Narcissus miti, Avrupalı öznenin kendine dönük bakışını, sömürgeci arzuyu ve kendi kırılganlığını açığa çıkarır. Gemi mürettebatı ya bu ötekiyle kucaklaşacak ya da Narcissus gibi suya gömülecektir. Burada Conrad'ın insanlığa karşı bakış açısının izleklerini süreriz. Conrad, bir sömürge İmparatorluğunda yaşayan kişilerin insan oluşu, ancak ötekiyi anlayarak, onunla kucaklaşarak ve sömürüye karşı gelerek ulaşabileceklerini düşünür. Trgedyalardaki metaforları kullanmayı çok seven Conrad, "gemi" metaforu ile de dünyayı imler. Kısacası ya hep beraber batacağız ya da hep beraber kurtulacağız. Hikaye eve dönüş yolculuğuna hazırlanan geminin
Edebiyat
Narcissus'un ZencisiJoseph Conrad · Can Yayınları · 2021269 okunma
Gel beraber olsun.
Puan vermedi
Önden bi Bediüzzaman çıksın sahneye: #264900919 Geleceğiz buraya geri. Bir okurdan da görüp uyguladığım üzere önce yazarı araştırır, okur, tanıyabildiğim kadar tanırım. - Biz kendisini biliyoruz sen kitaba geç! Baaalım ne kadar tanıyorsunuz. Çayınızı kahvenizi alıp gelin. Biraz uzun. Hazırsak başlıyorum? Gerçek adı Niyazi Birinci. "Yavuz Sultan Selim hayranı Bekir Berk'in önerisiyle Niyazi Birinci'ye Yavuz Bahadıroğlu adı uygun görüldü." Yavuz ismine ne kadar layık oldu? İncelemenin sonunda düşünmenizi istiyorum. Şööle diyor kendileri "Mustafa Kemal'e müteşekkir değilim.": youtu.be/o90wIqFqYHY?si=... Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna, vatan toprağından işgalcileri atmak için canını vererek mücadele eden aziz, fedakâr milleti komuta eden Halaskargazi Mustafa Kemal Paşa'ya müteşekkir değil! Bununla kalmaz... Hakkında, Atatürk’e hakaretten yasal işlem başlatılr. Sonrası? Geri adım atar =) : i.hizliresim.com/15kaa17.jpg akİT'te yazarlık yapmıştır. akİT'i açıklamama lüzum yok sanıyorum. Hayır! Var. Birkaç örnekle tanıyalım: odatv.com/medya/akit-yaza... Kaynağı beğenmedilerse solcu(!) hümanistler(!) için...: t24.com.tr/haber/yeni-akit... Ve bizzat o yazı: m.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-ka... Devam edelim. i.hizliresim.com/k171eub.jpeg ¯⁠\⁠_⁠(⁠ツ⁠)⁠_⁠/⁠¯ Zihniyetleri: i.hizliresim.com/p2g7bs5.jpeg
Bediüzzaman Said NursiYavuz Bahadıroğlu · Nesil Yayınları · 2011123 okunma
KARANLIKLARI SESİYLE AYDINLATAN, DÊNGBEJLERİN PİRİ EVDAL
9/10
·196 syf.·
2025 6. kitabı
İncelemeye geçmeden bu kitabın, yazarına yani ozanların ozanı olan Mehmed Uzun'a değinelim... * Bu roman, bizzat yazarın tahayyülünün bir eseridir ve Evdalê Zeynikè'nin hayat hikayesiyle doğrudan ilişkili olmadığı gibi , Ehmedê Fermanê Kîkî ile de " tarihsel gerçekler " bağlamında da doğrudan bir ilişkiye sahip değildir... SELİM TEMO . * Mehmed UZUN, bir Kürt, dünyanın en büyükleri arasında yer alan bir yazar... Dili olağanüstü sade ve yoğun, etkisinden kurtulmak olanaksız. OLAV EGİL AUNE Mehmed Uzun ; Sürgünlerin ve umudun şairi, dêngbejlerin yazarı. O ; Kürtlerin kaderini ve hayatlarını ustalıkla, yazıya geçiren bir aydın. Dırej Memo, bir dilin karanlıktan aydınlığa geçişini sağlayan bir usta. Olav Egil'in dediği gibi : O, dünyanın en büyükleri arasında yer alan bir yazar. Onun için birçok övgüde ve lütufta bulunabiliriz. Hatta bunlar onun için az bile diyebiliriz. Mehmed abi biraz daha yaşasaydı kim bilir belki daha çok şey yazıp, daha çok gönlümüzü fethedecekti . Fakat ölüm Allah'ın emri. Mehmed abi de bu ocağı batası dünyadan, yaralı turnasıyla, kısılmış sesiyle göçüp gitti. Fakat yazdıklarıyla ölümsüz olmayı başardı. Eserleriyle ölümsüzleşti. Kendisi hâlâ bir yerlerde, yorgunluktan kır düşmüş saçlarıyla, acı bir tebessüm ve güleç yüzüyle ve iki eli cebinde , mahzun bakışlarla bizi izlemekte. Umarım bu dünyadaki gibi diğer dünyada ruhu incinmez. Mehmed Abi'nin, yazdığı bu sade ve yoğun eser , okuyucuyu bir hayli içine çekip daha sonra adeta Kaf Dağına kadar çıkartıyor. Mehmed Uzun, bu eseri zamanın kalıplarını yıkarak , geleneksel
1000Kitap
Abdalın Bir GünüMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20153,550 okunma
9/10
·358 syf.··
2023 1. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2023 03:42
Twisted Love - Ana Huang (Twisted #1) 4,5/5 “You are the light to my dark, Sunshine.” He said in a raw voice. His lips brushed against mine as he spoke. “Without you, I’m lost.” Twisted en merak ettiğim serilerden biriydi ve yeni yıla yeni bir seriyle başlamaktan daha güzel ne olabilir deyip başlamış bulundum. Ava, hayata hep iyi yönünden bakan, insanların içindeki iyiliği gören tam bir gün ışığı kızımız. Alex ise geçmişinin gölgesinden kurtulamamış, intikam arzusuyla yanan huysuz buz prensimiz. Ava’nın abisi Josh doktorluğu için bir süre uzak kalacağından kızımızı en yakın arkadaşı Alex’e emanet ediyor. Böylece ikilimiz birbirlerine komşu oluyor. Ava’nın içten kahkahaları, yaşadıklarına rağmen hala iyimser ve güçlü kalması en beğendiğim özelliklerinden oldu. Yakın arkadaş grubuyla Alex’in duyguları olup olmadığını anlamak için başlattıkları ‘Duygu Operasyonu’ dahilinde buz prensime yedirdiği kurabiye bölümü bence çok tatlıydı. Alex’in Ava’ya karşı sabrı, herkese katı bir duruş sergilerken Ava’ya hayır diyememesi, ona kıyamaması o kadar güzeldi ki… Aralarındaki çekime de o kadar bayıldım ki… O sahneler de bence tam yerinde bir harikalıktaydı. Ama ikisinin de geçmişi peşlerini bırakmıyor tabi. Ava’nın yaşadıkları özellikle kalbimi çok kırdı. Ortaya çıkan bir şey vardı ki başından beri söylenilene o kadar inanınca şok oldum nasıl olabilir diye. Ava sonuçta gerçekten de tam abisinin kızı. Tek dalı o. Alex’in açısındaki olayı tahmin etmiştim ama yine de şok oldum. Ve o ayrılık süreci… Ava’nın korkularını aşmasına sevinsem mi, yoksa çektiği acılara üzülsem mi bilemedim. Ama kabul edelim Alex’i iyi süründürdü. Buz prensimizin böyle bir aşık olacağını kim tahmin edebilirdi ki? Ben edemedim ve aşık halini okumaya bayıldım. Puan kırmanın tek sebebi ikinci kitabın daha güzel
Twisted LoveAna Huang · Boba Press · 20214,929 okunma
Reklam
Reklam