Enver, idadiden Harbiye’ye geçtiği sıralarda karmaşık duygularla yüklüydü. Manastırdan çıkan özel bir trenle Selanik’e yaptıkları yolculuk sırasında Osmanlı- Yunan Harbine katılmak için tersi istikamette giden askerleri gördüğünde sekiz yıl içerisinde bir gün askerlere kendisinin komuta edeceği hissinden kendini alıkoyamamıştı. Gördüğü her askeri birlik duyguları daha da kabarıyordu:
Evet, onlar her şeylerini, yerlerini, yurtlarını bırakarak vatanın bir köşesine ölmeye gidiyorlardı. Biz de istikbalde bize emanet edilecek böyle yüzlerce belki binlerce kahramanı iyi yöneterek onları muzafferiyete sevk için bilgi, beceri kazanmaya gidiyorduk.