Birinci Dünya Savaşı’nda Türk ordusunun çarpıştığı 11 cepheden biri olan Çanakkale cephesi, süre itibari ile en kısası olmasına rağmen Türk’e etkileri, kazandırdıkları itibari ile en önemlisidir. Çanakkale Muharebeleri ve sonunda kazanılan zafer, Balkan Savaşı felaketi ile başlayan uyanışı, dirilişe dönüştürür. Türk olarak tekrar özgüvene kavuşulur. Çanakkale’de kazanılan özgüven, Türk’e Kurtuluş Savaşı’na kalkışma cesaretini verir. Kurtuluş Savaşı bir cürettir. Bu cüret ise Çanakkale’de kazanılan özgüvenden doğmuştur. Çanakkale Muharebeleri; ümmetçiliği iflas ettirir, Panislamizm fikrini söndürür. Yerine Türk milliyetçiliği fikrini alevlendirir. Uygulanabilir ve gerçek olanın Türk milliyetçiliği olduğunu kanıtlar. Çanakkale öncesi dönemde yaşanmış olanlar ve büyük toprak kayıpları, resmin bütününü görenlerde, milletin tekrar Ergenekon durumuna düştüğü kanısını doğurur ve kurtulmak için bir milli kahraman beklentisi içine girerler. İşte Çanakkale muharebeleri beklenen milli kahramanı ortaya çıkarır: Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal. Mustafa Kemal, Çanakkale’de kazandığı ün ve prestij ile Milli Mücadeleye atılınca, istifa etmesine, hakkında tutuklama emri verilmesine, sonrasında idam fermanı çıkartılmasına rağmen, halk ve ordu onu bir lider olarak kabul eder, onun peşinden gider. Bu ortam ise Türk’ün kurtuluşunu sağlar ve tarih sahnesinden silinmesini önler. Bunu sağlayan da Çanakkale muharebeleridir. Türk ulusu milli valığının kurtarılmasını Mustafa Kemal’e, Mustafa Kemal’i kazanmasını da Çanakkale Muharebeleri’ne borçludur.
Nasıl oluyor da bir eşek kadar bile kafası işlemeyen vicdansız, ahlaksız budala zenginin biri, sadece birkaç torba altını var diye, akıllı dürüst bir sürü insanı buyruğu altında köle gibi kullanabiliyordu.