Rümeysa

Rümeysa
@sihayaa
Avukat
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ️
51 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Gerçekten yoksul Türk’ün elinde sadece yüreği kalmış, tüm silahına el konulmuştu…
Sayfa 114·Kitabı okudu
Reklam
Padişahın ve onun sağ kolu hain Damat Ferit Paşa’nın yaltakçı ve İslamiyet’ten bihaber tüm işbirlikçi hocalara yazdırdığı ve İngiliz-Yunan savaş ucaklari ile halkın üzerine attırdığı fetvalara karşı, ikinci bir karşı hareket de gelişiyordu. Mustafa Kemal’in başlattığı milli hareketin selametine inanan Denizli Müftüsü kendi imkanları ile bölgeyi dolaşıyor ve kapı kapı halkla görüşerek onlara: “ Her ne pahasına olursa olsun Yunanlılara karşı koymak gerekir. Ben fetva veriyorum. Hiçbir müdafa vasıtası olmayan bir Müslüman dahi yerden üç taş alarak düşmana atmaya mecburdur.” diyordu.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Meclisin açılması İstanbul’u telaşlandırmıştı. Bu Mustafa Kemal iyice baş belası olmaya başlıyordu. Kendi saltanatlarının devamı uğruna tarihlerinden bile utanmadan, geçmişi övünç dolu koskoca bir ulusun esaretine bile göze alan İstanbul şimdi İngilizlere ve yandaşlarına nasıl hesap vereceklerini düşünüyorlar ve bir şeyler yaparak bu Mustafa Kemal ve Ankara sorununu çözmeleri gerektiğine inanıyorlardı. Bu arada ne garip bir tesadüftür ki, Türk tarihi adına çok az rastlanacak kadar azılı iki vatan hainini aynı dönemde buluşturuyor ve Sadrazam Damat Ferit ve gazetesi ile öğretim üyesi Ali Kemal birbiri ardına açıklamalarda bulunuyorlar belki biraz olsun İngilizlerin ve Yunanlıların gönüllerini okşarız diye çabalıyorlardı.
Sayfa 112·Kitabı okudu
İlk meclisin açılacağı bu binanın en önemli eksiği çatısının kiremitlerinin yeterli olmamasıydı. O zamanlar Ulucanlar da bir ilk mektep yapılıyordu. Bu bina için Marsilya kiremitleri getirilmişti. Bu Kiremitler alınarak meclisin orta kısmına yerleştirildi. Fakat yan taraflar açık kaldı. Kiremitlerin eksik kaldığını gören halk, evlerine koşarak damlarından kiremitlerini söktüler. Kucak kucak yeni kurulacak devletin yeni binasını ikmal ettiler. Bu görülecek bir tablo idi. Kadınlar, çocuklar, aksakallı ihtiyarlar kucaklarında kiremit taşıyorlardı. Bu suretle binanın eksikleri tamamlandı. Sıra ilk Meclis’e kursu yapımına gelmişti. Türk milletinin haksızlığa ve işgallere karşı başkaldırışının sesi haline gelecek olan kürsünün yapımını üstlenen Ankaralı marangozlar omuzlarında keresteler, ellerinde keserleri gelip kürsü yaptılar. Masraf parası da almadılar. İşte Millet Meclisi’nin kürsüsü de kurulmuştu. Kürsünün üzerine de “Hâkimiyet milletindir.” Levhası asıldı. 23 Nisan Cuma günü Ankara’da sabahın erken saatlerinde evlerinden ayrılan kadın, erkek, çoluk çocuk, genç ihtiyar, kalpaklı, sarıklı, yöresel giysili bütün halk tabakalarını kapsayan insan kitleleri tören alanını doldurmaya başlamıştı. Yerli ve yabancı bütün Ankara halkı meclis binası ile Hacı Bayram Camii arasında sıkışmaya çalışmış ama sığmamıştı. Arsalar, evlerin çatıları insan seli ile dolmuştu. Hacı Bayram Camii’nde cuma namazını kılmaya gelenler öylesine çoğalmıştı ki kaplarından taşmışlar, mermer avluya doluşmuşlar, mezarların üzerine ilişmişler, sokaklarda yer bulmaya çalışmışlardı. Cuma namazı kılındıktan sonra solgun ipeklerine yıpranmış satırlarla dualar yazılmış, eski sancaklar altında tehliller, tekbirler getirerek ihtiyar şeyhleri, fakir hacıları, hocalari ile meclis binasına doğru akan bu insan seli
Sayfa 110·Kitabı okudu
Birinci Dünya Savaşı’nda Türk ordusunun çarpıştığı 11 cepheden biri olan Çanakkale cephesi, süre itibari ile en kısası olmasına rağmen Türk’e etkileri, kazandırdıkları itibari ile en önemlisidir. Çanakkale Muharebeleri ve sonunda kazanılan zafer, Balkan Savaşı felaketi ile başlayan uyanışı, dirilişe dönüştürür. Türk olarak tekrar özgüvene kavuşulur. Çanakkale’de kazanılan özgüven, Türk’e Kurtuluş Savaşı’na kalkışma cesaretini verir. Kurtuluş Savaşı bir cürettir. Bu cüret ise Çanakkale’de kazanılan özgüvenden doğmuştur. Çanakkale Muharebeleri; ümmetçiliği iflas ettirir, Panislamizm fikrini söndürür. Yerine Türk milliyetçiliği fikrini alevlendirir. Uygulanabilir ve gerçek olanın Türk milliyetçiliği olduğunu kanıtlar. Çanakkale öncesi dönemde yaşanmış olanlar ve büyük toprak kayıpları, resmin bütününü görenlerde, milletin tekrar Ergenekon durumuna düştüğü kanısını doğurur ve kurtulmak için bir milli kahraman beklentisi içine girerler. İşte Çanakkale muharebeleri beklenen milli kahramanı ortaya çıkarır: Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal. Mustafa Kemal, Çanakkale’de kazandığı ün ve prestij ile Milli Mücadeleye atılınca, istifa etmesine, hakkında tutuklama emri verilmesine, sonrasında idam fermanı çıkartılmasına rağmen, halk ve ordu onu bir lider olarak kabul eder, onun peşinden gider. Bu ortam ise Türk’ün kurtuluşunu sağlar ve tarih sahnesinden silinmesini önler. Bunu sağlayan da Çanakkale muharebeleridir. Türk ulusu milli valığının kurtarılmasını Mustafa Kemal’e, Mustafa Kemal’i kazanmasını da Çanakkale Muharebeleri’ne borçludur.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Reklam