Ben, Zorba’nın bu vahşi sevgisinden korkmuş bir halde, “ Belki de kalırım,” dedim. “ Belki de seninle gelirim; ben özgürüm.”
Zorba, başını salladı.
“ Hayır, özgür değilsin, dedi.”
“ Senin bağlı olduğun ip, öbür insanlarınkinden biraz daha uzun; hepsi bu kadar! Senin patron, uzun ipin var, gidip geliyor, kendini özgür sanıyorsun.”
Sanat, gerçekte, bir büyü oyunudur. İçimizde pusuya yatmış karanlık güçler oturmaktadır; öldürmek, yıkmak, saldırmak için her zalimce davranışımızda sanat tatlı flütü ile gelip bizi kurtarıyor.
Gökyüzü durmadan alçalıyordu; küçük pencereden dışarı baktım. Bu ince yağmurun yağdığı saatlerin hepsi, sanki insanın kelebek ruhunu ıslatıp toprağa gömen bir baskıdan başka bir şey değildir. Kalbimde birikmiş bütün acı anılar, dostlardan ayrılışlar, yitirilen kadınların gülümseyişi, kendileri de kelebekler gibi yolunup yalnız kurtları kalan umutları hatırlarım; bu kurt, kalbimin yaprakları üzerinde sürünüp onları yer.