Kendisi de bir Avşar olan Ahmet Z. Özdemir, bir ömür elinden aşiretinden duydukları ve kendi araştırmalarını Avşarlar ve Dadaloğlu adlı bu eserinde topladı.
Kitapta daha önce hiç duyulmamış Dadaloğlu şiirleri de yer aldığı gibi, birçok şiirin hikâyeleri ve şiirde geçen hadislerin nerelerde, nasıl geliştiği de anlatılıyor.
Bu kitap, Avşarlar, Dadaloğlu, İslahiye Ordusu, 1865 Sis=Kozan zorunlu iskân ve sürgünleri ile ilgili, hiç duyulmayan, bilinmeyen, çok iyi bilindiği halde Osmanlı'nın kutsallığına! zarar gelir diye yazılmayan, konuşulmayan pek çok acılar ve ibret alınması, ders çıkarılması gerek hadiseler içermektedir.
Devletin kurucu unsurları olan konargöçer Türkmenlerin üzerine ağır silahlı ordular gönderip, hukuksuzluk, adaletsizlik zulümle koca çınar Osmanlı'yı nasıl yıktığımız burada eşsiz bir sözlü tarih çalışmasıyla ortaya konuluyor.
Babai İsyanlarını, Sis Zorunlu İskânı ve sürgünü ile Dadaloğlu’nu anlamadan, dinlemeden Selçuklu ve Osmanlı’nın neden yıkıldığını ve bu gün neden yine çöküşün eşiğinde olduğumuzu anlamak mümkün değildir maalesef.
Bizim akademisyen ve devlet güdümlü tarihçilerimize bakarsanız Avşarlar ve Dadaloğlu 'eşkıyadır, hayduttur.'
Oysa Oğuzlar, Türkmenler Selçuklu ve Osmanlı’nın kurucu unsurlarıdır.
“Taşa yumruk sallanmaz” diye bir deyim vardır.
Ülkeyi yönetenler vatandaşın hizmetçileridir, gelirler ve geçerler. Önemli olan millettir, halktır.
Peki, halk hata yapmaz mı? Elbette yapar ama hata yapan halkın üzerine topla, tüfekle, düşmandan yardım alarak gidemezsiniz.
Giderseniz işte taşa yumruk sallamış olursunuz.
Dadaloğlu ne diyordu zorunlu sürgün ve iskanda?
“Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir
Belimizde kılıcımız Kirmani
Taşı deler mızrağımız