Size objektif bir yorum sunmayı çok isterim fakat Leyla Hanım'a hayranlığımı gizlemem mümkün görünmüyor. Leyla Erbil maalesef, şu son sıralar Kafka -mektup geleneğinin uzantısı olarak mektup aşklarıyla ünlü olma furyasına kurban gitmiş çok başarılı bir şair. Hatta bu durum o kadar ileri seviyedeki, fuarda İş Bankası Yayınları'na gittiğimizde ve Kalan'ı elime aldığımda, bana 'Leylim Leylim var, onu alın' dendi stantta. Şimdi anlıyorum Erbil'in mektuplarını ancak öldükten sonra yayımlatmayı kabul ettiğini, çünkü ünlü olursa bunun sadece kendisine ait eserlerle olmasını istiyordu. Gerçekten bu durumu öngörmüş, en ünlü eserlerinden biri olan kalan varken tutup da şairi Ahmet Arif'in kendisine aşk güzellemelerinden tanımak aslında onu hiçe saymak oluyor. Üstelik Ahmet Arif birkaç şiiri dışında beğendiğim bir şair olmadı, romantik komünist ayakları sadece Nazım'a yakışıyor, sadece onda başarılı bir şekilde bulunuyor. Ahmet Arif cidden sevdiği kadının yanında amatör. Leyla Erbil, politik duruşu ile çok gözüme çarpmıştı Tuhaf Bir Erkek'te. Lakin, Kalan, önceki kitaptır, Tuhaf bir Erkek devamı. Siz benim gibi amatörlük yapmayın. Yine de Tuhaf Bir Erkek daha başarılıydı diyebilirim.
Anlatı şiiri türünü bayılarak okuyan biri olarak ülkemizde bu denli başarılı bir şairin yaşamış olduğunu bilmek gurur da verici. Erbil, sol görüşlü ama çok gerçekçi, her şeye rağmen duruşu çok güzel bir yerde şairin. Beni Kalan'da üzen yerler sık sık 6-7 Eylül olaylarından bahsetmesi oldu. Haliyle Rumlardan da. Karadeniz kökenli olduğu için acaba bunlarda hayatından esintiler de yok mudur diye düşünmedim değil.
Anlatı şiirini konuyu hem dağıtıp hem de hiç dağıtmadan, insanı yormadan ve bıktırmadan yazmış, ne kadar övsem azdır kendisini. Benim gibi tez canlı, çabuk sıkılan birine bile kendisini