Kader▲

Kader▲
@siirdizesi
“Ne önemi var? Sen bir hiçsin, bense bir zamanlar biri olmuş olabilirim ve hepimize giden yol sevgidir.” John Fante
64 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
6/10
·222 syf.··
2019 81. kitabı
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar kitap incelemem: İlk okuduğumda, Aşkın Metafiziği'nden hemen sonraydı ve bunu benim kitaba önyargılı davranmama sebep oldu sanki acemi bir okuyucuymuşum gibi. Buna karşın,ilk okuduğumda da şahane bulduğum su götürmez bir gerçek. Gelgelelim,diğer kitabında beni bu kadar sıkıntıya sokan Schopenhauer, bu kitabında olanca gücüyle etkileyince bunu kabullenemedim. Şimdi ikinci defa okudum ve bu kez Schopenhauer 'un krallığını kabullendim artık. Kitap tüm bu zor ve pesimist olduğum günlerde sadece bir öğreti değil aynı zamanda dertleşecek bir dost oldu bana. Belki de Schopenhauer ile gerçek hayatta tanışsaydık,en sevdiğim insanlardan biri olurdu. Hatta buna neredeyse eminim. Schopenhauer'un dili okuyanlar bilir,her daim yalın,açık ve sadedir. Okuyacak kişinin anlamaması için Türkçe bilmiyor olması gerekiyor. Böyle Söyledi Zerdüşt 'e göre daha da açıklayıcı ve söyleşi havasında öğütlerini söylemektedir Schopenhauer. Yine aynı kitapta o kadar farklı türde kitap ve atasözlerine yer vermiştir ki, Arthur bildiği tüm dillere hakimdir kanaatimce. Kültürel zenginliği de geniştir. Fakat, bu kitapta bile Schopenhauer, baş yapıtı olan İsteme ve Tasarım Olarak Dünya'ya atıfta bulunmakta. Esas olarak konuyu şaheserinde ele almıştır. Bu kitap bize ancak ön hazırlık sayılabilir. Herkesin okuyabileceği bir kitaptır. Tavsiyemdir.
Yaşam Bilgeliği Üzerine AforizmalarArthur Schopenhauer · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20259,3bin okunma
Reklam
3/10
·152 syf.··
2019 80. kitabı
Aslında eleştiri yazması zor bir kitap. Erasmus'un düşünceleri rasyonel bir çizgide değil. Bazı yerlerde çok saçmaladığını da düşündüm, bazı yerlerde de çok doğru buldum. Oldukça kısa bir kitap fakat okuması benim için zor oldu. Başlarda hiç sarmadı. Sonrasında ise epey hızlı gelişti. Belki de son kısımlar ilgimi çeken konuları edindi, ondandır. Kitap akıcı olduğunu düşünmediğim bir yapıt fakat, okunması gerekenlerden.
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202315,2bin okunma
10/10
·164 syf.··
2019 79. kitabı
İoanna Kuçuradi-Nietzsche ve İnsan için: Öyle kitaplar var ki,kütüphanemizde, insan okumak istese bir sürü şey bulur aslında. Felsefe kısmına, kütüphanede benim dışımda bakınan yok zaten, tüm okulda yüksek lisans öğrencileri, bir de ben gidiyor o tarafa. Yüksek lisans öğrencilerinin de okuma stili belli: her kitapta ilk 10 sayfa okunmuş,altı çizilmiş,gerisi boş. Yine böyle bakınırken, bu kitabı gördüm Nietzsche'nin İngilizce çevirilerinin yanında. Kuçuradi'yi bilen biri olarak,katiyen okunması gerekir diye düşündüm ve haklı da çıktım. Kitap ince bir kitap fakat Nietzsche'nin felsefesi ve günümüze dair iyi bir inceleme/söyleşi tarzında. Üst insana giden yolda, "Sürü insanı diye adlandırılan kimdir?" "Özgür insan kimdir ve onun yaratıcı insandan farkı nedir?" "Trajik insan-yaratıcı insan arasındaki ufak ayrıntılar" çok net bir şekilde,örneklemelerle açıklanmıştır. Fazla felsefi terim kullanılmamıştır. Yani hiç felsefe okumamış insan bile dikkatle okuyup anlayabilir. Şu son zamanlarda Schopenhauer ve Nietzsche 'yi ele ayağa düşüren felsefe (!) sayfaları, kendini Schopenhauer ve Nietzsche sananlar, "sen kadınsın,anlamazsıncılar" arasında, bu kitabı okudum ve çoğunluğun Nietzsche'nin ancak ismini kullanarak taklit ettiğini ve kamuoyu oluşturmaya, kendini pazarlamaya çalıştığını gördüm. Nietzsche, bu insanlara da, üçüncü tip, birilerini dogmatik hale getiren sürü insanı diyor. Dikkat edin. Başkalarını küçümserken kendiniz soytarı olmayın. Dogmatik olmamaya özen gösterin. Bu kitapta,şaşırtıcı bir biçimde Nietzsche'nin açtığı yoldan,gösterdiği hedefe durmadan yürüdüğümü gördüm. Farkında değilim. Farkındalık olmadan, özgür insanı aşmaya çok yakın olduğumu gördüm. Gülümsedim. Kendimi tanıdım. Ona sıkıca yapıştım. Hiç değişmedim, doğru olanın kendimle barışmak,bazen onla
Nietzsche ve İnsanİoanna Kuçuradi · Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları · 2000148 okunma
10/10
·200 syf.··
2019 78. kitabı
Sokrates'in Savunması, küçükken kötü bir yayından okuduğum beni üzen bir hikaye idi. Şimdi, bambaşka bir manifesto. Pek çok konuda Sokrates'e katılmasam ve rasyonalizmi benimsemesem de, esasen buradaki mevzu More'daki gibi 'ifade özgürlüğü' dür. Pek çok kişinin sevdiği filozof, sorgulamalarının sonucunda her devirde filozofların karşılaştığı üzere dinsizlikle suçlandı. Ama Nazım'ın dediği gibi "dönemin adalet bakanını bilmesek de" düşüncesini uğruna ölen kişiyi seven sevmeyen de unutmuyor. Sebebi çok açık : düşünce uğruna ölmek, herkesin başına gelebilecek bir durum. Kitap 4 kitabın bir araya getirilmesinden oluşuyor. Davanın öncesinden savunmaya,oradan mahkumiyet ve ölüme kadar geçen süreçleri anlatan bu kitapların bir arada olması okuyucu açısından çok daha sağlıklı. Hukukçuların klasiklerinden ama, ben herkesin okuması gerektiğini biliyorum. Sokrates'in bu kadar yasa konusunda skolastik olması, onun mutlak iyiliğine hükmetmesi ise kendisine dayatılan bu tiranca suçlamanın yanında, onun kendi kendisinin de tiranı olmasına neden oluyor. Aklı mutlak bir hale getirmesi, düşüncelerini ancak retorikle açıklaması içi boş, üçüncü sınıf avukat savunmasına da benzetmiyor değil. Neyse, okunması gerekenlerden ve aradan çıktığı için memnunum.
Felsefe
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,6bin okunma
Puan vermedi·261 syf.··
2018 61. kitabı
Harika kitaptı.. Kimi kitaplar vardır, anlatmak istediği o olayın insandaki devinimini bir filozoftan kat be kat iyi anlatır. 1984, Dava,Hayvan Çiftliği, Moby Dick bu tarz kitaplardır. Bu da onlardan biri. Okuyanlar bilir, Moby Dick sade bir kaptanın balinayı yakalaması değildir, bunun çok daha ötesinde bir psikolojik travma ve savaştır. Sineklerin Tanrısı da bir Mercan adası kitabı değildir. İngiliz çocuklar savaş esnasında uçaktadırlar. Uçak düşürülür ve çocuklar adaya düşerler. İlk başlarda bu eğlenceli gelmişse de, esasen bir uygarlık meselesine dönüşür olanlar. Ana karakterlerden bahsedeyim. Ralph, iyi yürekli bir demokratın temsilcisidir. Oybirliği ile seçilmiştir. Jack, faşist bir zorbanın temsilcisidir. İçindeki kötülük, daha ava çıkma isteğinde kendisini gösterir, bir kana susamışlık vardır içinde. Dişi domuzu avlarken esasen bize veganlıkla feminizm arasındaki ilişkinin anti örneğine dair çok net bir örnek sunar. Jack ve kitabın tamamen kötücülü olan Roger arasındaki misalde oldukça nettir : Jack,dişi domuzu vahşice öldürüp bundan sadistçe bir haz duyarken, Roger ise dişinin makatına mızrağını saplar ve bu diğer Avcı çocukları da güldürür. Militarizasyonun harikalığı (!) değil mi? Kitabın başından beri kahramanı olan Domuzcuk (gerçek ismini bilmiyoruz) entellektüel kişiliğin temsilidir. Duygusal ve onurludur, akılcı ve sağduyuludur. Kendisine Domuzcuk dendiği için kırgındır ama akılcılığı elden bırakmaz. Ralph önceleri onu dikkate almazsa da, sonradan önemini kavrar, onun dediklerini dinler. Domuzcuk oldukça zekidir, kilosu ve astımı sebebiyle onlarla beraber hareket edemez ama zekası vardır. Bu aydınlanmış kişinin zekası Jack'i öfkelendirmektedir. Tipik, faşistlerin aydın kişilere duyduğu örneğidir. Öyle ki, bu önce zavallı çocuğu kör etmeye,sonra
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
Reklam