Hikayem hayatımdır ve başarı Emek İster!
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 11:01
Omuzlarımda Dünya kitabın da, Bir Ömürlük Emek Var. "Bazı insanlar hayatı yaşar, bazıları ise hayatın içinden bir destan çıkarır." Nurullah Genç 'in kaleme aldığı Omuzlarımda Dünya yalnızca bir hayat hikâyesi değil; azmin, emeğin, umudun ve vazgeçmemenin satırlara dökülmüş hâli. Kitabı okurken bir insanın başarılarını değil, o başarıların arkasındaki görünmeyen mücadeleyi, alın terini ve kararlılığı görüyorsunuz. Erzurum'un küçük bir köyünden başlayan bu yolculuk, kimi zaman yokluklarla, kimi zaman imkânsızlıklarla sınanıyor. Ancak Nurullah Genç 'in hayatına baktığınızda en çok dikkat çeken şey, karşısına çıkan engeller değil; o engeller karşısındaki duruşu oluyor. Çünkü o, her düştüğünde yeniden ayağa kalkmayı bilenlerden. Kitap boyunca çocukluk yıllarından eğitim hayatına, akademik başarılarından edebiyat yolculuğuna kadar pek çok anıya tanıklık ediyoruz. Özellikle babasının, onu okutacağına dair gördüğü rüya ve bu rüyanın ardından şekillenen hayat hikâyesi oldukça etkileyici. Ailesinden aldığı terbiye, değerler ve çalışma disiplini, ilerleyen yıllarda karakterinin temel taşlarını oluşturuyor. Okurken sık sık kendime şu soruyu sordum: "Bir insan neden bu kadar gayret eder?" Bir işi yapacaksa en iyisini yapmak istemesi, bir alanda eksik kaldığını hissettiğinde sonuna kadar öğrenmeye çalışması, hatta arkadaşlarının küçümsediği ya da dalga geçtiği konularda bile kendini geliştirerek zirveye ulaşması... Bu durum bazen insana mükemmeliyetçilik gibi geliyor. Ancak sayfalar ilerledikçe bunun yalnızca mükemmeliyetçilik olmadığını, daha çok kendine verdiği sözleri tutma çabası olduğunu hissediyorsunuz. Sporla ilgili anıları da bunun güzel örneklerinden biri. Bir konuda yeterli görülmediğinde ya da başarısız olacağı düşünüldüğünde geri çekilmek yerine, işin en ince ayrıntılarını öğrenip kendini
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,017 okunma
Puan vermedi·97 syf.··
2026 5. kitabı
Cumhuriyet döneminin tanınmış yazarlarından Orhan Kemal'e ait romanımız Baba Evi ve Avare Yıllar olarak iki bölümden oluşmakta. Türk edebiyatında çocukluktan gençliğe geçişi en iyi anlatan eserlerden biri olan bu kitabımızın toplam sayfa sayısı iki yüz yirmi bir. İlk bölümü oluşturan ''Baba Evi'' ise doksan yedi sayfa. Kitap girişi Orhan Kemal'in hayatına ve eserlerine ayrılarak yazar hakkında ön bilgilendirme yapılmış. Orhan Kemal edebi hayatına şiirle başlamış ancak şiirin yanında deneme niteliğinde olan düzyazılar da yazmaktaymış. Orhan Kemal’in çalışmaları arasında bir roman denemesi bulan ve çok beğendiğini belirterek ona “Bırak şiiri miiri birader; hikaye yaz, roman yaz sen” diyen Nazım Hikmet'le olan tanışıklığının da bin dokuz yüz kırk yılında Bursa Cezaevinde olduğunu bu bilgilendirmelerden dolayı öğreniyoruz. Kitabımızın ilk bölümünde yer alan eser adı Baba Evi... Otobiyografi türündeki bu eserde kimi zaman biyografik öğelerden de faydalanılarak; toplumda saygınlığı bulunan, statü sahibi, ataerkil bir ailenin konakta yaşadığı günler anlatılır.. Önsözde yazar Adana kahvehanelerinden birinde Küçük Adamı tanıdığını sohbet sırasında onun hayatından etkilendiğini ve yazmaya karar verdiğinden bahseder. Küçük Adamın hikayesidir kitapta anlatılan ancak Orhan Kemalin hayatını az çok bilenler kurgusal karakterlerin yanında kendi hayatından derin izler taşıdığını rahatlıkla görebilirler. Baba evinin anlatımı Çanakkale savaşlarının devam ettiği dönemde küçük adamın doğumunun dedesi tarafından askeri görevde olan babaya telgraf çekilerek haber edilmesiyle başlar. İlerleyen sayfalarda Osmanlı’nın son demlerinde zaman zaman görevi dolayısıyla başka şehirlere gitmek zorunda kalan otoriter, despot bir yapıya sahip babanın çocuklarının okumasını, onların saygın bir meslek
Baba EviOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20082,758 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KUZGUN YEMİNİ" //ALINTILAR #Karanlık her zaman korkutucu değildir, bazen de öğreticidir... #En büyük korku bilinmeyen değil, insanın henüz tam keşfedemediği kendi zihnidir;çünkü adalet de zulüm de önce orada başlar... #Bazı karanlıklar anlatılmadıkça büyür... #Bazı hikayeler yazılmak değil, susmamak için doğar... #Bilinmezlik kapının ardında kara bir kuyu gibi bekliyordu... #Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu... #Düşünceler bazen insana bir tabanca gibi doğrulabilirdi... #Gölge karanlığı değil aydınlığı getirecek... #Bazen dönmek iyidir, nereye olursa olsun... #Doğrular acıtır... Dönüşen birinin ardından koşan herkes, bir noktada aynı karanlığa girer.. #Bazı sorular soruldukları anda anlamını yitirirdi.. #Hiçbirşey söylememek en doğru cümleydi... #Bazı mesajlar anlaşılmak için değil, uyanmak için yazılırdı... #Bir insanın içinde bu kadar karanlık olabileceğini... Sevginin bazen insanı kurtarmadığını... Geç farketmişti... #Bazı sorular insanı hayatta tutmaz;sadece daha çok acıtırdı... #Yüreğinin ortasından kırılmıştı, nasıl onarılacağını bilmiyordu... #İnsan her zaman gerçeğin iyileştirdiğine inanır... #Bir insanın sevdiği birini kaybetmesinden daha önemli ne olabilirdi? Yanılmış olmak... #Bazı anlar vardır, yaşanmasa hayat devam eder, yaşandığında ise insanın içinden bir şey kopar... #Hiçbir şey aydınlığa erişmemişti, aksine herşey karanlığa gömüldü... #Bazen doğru olan şey, insanın en büyük yanlışıydı... #Bazı pişmanlıklar ses istemezdi., sessizce insanın içine çöker orada kalırdı... #Gölgeler ölümsüzdür... #Tehlike geçmişte kalmazdı, şekil değiştirirdi... //KİTAP HAKKINDA
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202616 okunma
Siz de okuyan kız çocuklarına umut olmak ister misiniz ?
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Gözlerimizi kapatıp güzel bir şiir yolculuğuna çıkmaya ne dersiniz? Evvela yanınıza sonsuz maviliği ve umudu almayı unutmayın Okuduğumuz her şiirde, her satırda kendimizi bulacağımız, yüreğimizden bir şeyler koparak okuyacağımız bir şiir kitabı. İç dünyamıza dokunan, satırlarında kendimizden izler bulduğumuz çok güzel şiirler karşılıyor her bir sayfada. Değerli şairimiz öyle güzel hisler uyandırdı ki ben de. Bazen bir yalnızlığı, bazen geçmişe duyulan özlemi, bazen de insanın içinde büyüttüğü kırgınlıkları gördüm.... Okurken bazı dizelerde durup düşünüyorsun, “ben de böyle hissetmiştim” diye.... Şiirlerin içinde deniz kadar huzurlu bir mavi de vardı, insanın içine çöken hüzün kadar derin bir mavi de… Bu yüzden şiirler sadece okunmuyor, biraz da hissediliyor. İki Mavi , bende sakin bir gece hissi bıraktı. İçinde hem huzur vardı hem de hafif bir kırgınlık. Çünkü bazı kitaplar okunup biter, bazılarıysa insanın içinde yaşamaya devam eder. Ö𝙉𝙀𝙈𝙇İ 𝙉𝙊𝙏 : Bu kitabı değerli ve özel kılan asıl şey gelirinin kız çocuklarının okuması için bağışlanması.... Eğer sizler de kız çocuklarının yüreğine dokunmak isterseniz okuyun ve okutturun.... Şiirle ve her daim sevgiyle.....
İki MaviAydın Köse · Artshop · 202326 okunma
9/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Fantastik ve tarihi atmosferi sevenlerin ilgiyle okuyacağı bir kitap. Açıkçası başta bu kadar beğeneceğimi hiç düşünmemiştim. Ama kapağını açar açmaz, kendimi Açelya Hanedanlığı’nın sarayında dolaşıyormuş gibi hissedecek kadar canlı bir anlatımla karşılaştım. Wei, kıtlık ve yoksullukla boğuşan bir köyde yaşayan genç bir kızdır. Ailesini ve köyünü açlıktan kurtarabilmek için saraya cariye olarak gitmeyi kabul eder. Üstelik seçildiği kişi, sarayın en zalim oğlu prens Terren’dir. Ama Wei her şeyi göze almıştır. Cariye seçiminde Terren, Wei’yi birinci eş olarak seçer; onu sevdiği için değil, birini seçmek zorunda kaldığı için… Wei artık İmparatoriçe olacaktır.. Ve Wei’nin hayatı o andan sonra acı, baskı ve işkenceyle şekillenir. Terren, her gece ona dayanılmaz işkence ve acılar yaşatır. Kitabın en ilginç yanı ise şiirle beslenen büyü sistemidir. Ancak bu büyüyü sadece erkekler yapabilmektedir; çünkü kadınların okuma yazma öğrenmesi yasaktır. Wei ise tüm bu düzeni değiştirmek ve Terren’i durdurmak için şiirle büyü yapmayı öğrenmek zorundadır. Ama bunun için önce okuma yazmayı öğrenmesi ve daha sonra da Terren’in hayatını çok iyi bilmesi, onu tanıması gerekir. Wei ya Terren’in yaptıklarına katlanıp imparatoriçe olmaya devam edecek ya da Terren’i öldürüp kıtlığı ve yoksulluğu bitirerek ailesine yardım edebilecektir. Terren’i zalim yapan şeyin arkasındaki gerçekleri öğrendikçe şaşırdım. Wei, bir insanın zalimleştiği gibi nazik bir insan olabileceğine de inanır. Peki her şey gerçekten değişebilir mi? Wei, imparatoriçe olmaya devam edecek mi? Kitabın sonu beni oldukça şaşırttı, beklediğim gibi değildi. Ama bu kitaba da böyle bir son yakışırdı.. Bu kitabı Semra tavsiyesiyle, #engelsizokurlaokuyoruz grubumuzla okudum. Bence büyülü atmosferiyle sıkmayan, sürükleyici ve
Şair İmparatoriçeShen Tao · Athica Yayınları · 202642 okunma
Biraz ben biraz sen biraz insan
Puan vermedi·274 syf.·
2026 6. kitabı
İnsan nasıl insandır? İnsanı insan yapan temel özellikler nelerdir? İnsan insan kalmalı mıdır, yoksa insanlıktan arınabilir mi? “Yeniden doğdum” deriz ya… Sahi nasıl yaparız bunu? Hayata sıfırdan mı başlarız, yoksa acı tatlı hatıralarımızı içimizde kabul edip kendimizi affederek mi devam ederiz? Kitap aslında tam olarak bu ve benzeri birçok sorunun etrafında dönüyor. Direkt cevap vermiyor ama insanı sürekli bu soruların içine çekip saatlerce düşündürüyor. Kitabın dili yalın değil. Yer yer Eski Yunanca, Latince, Sanskritçe ve Arapça kökenli kelimeler kullanılmış. Açıkçası bu beni rahatsız etmedi, tam tersine merakımı artırdı. Hatta birçok kelimeyi tek tek araştırdım. Anlatımı klasik bir hikâye gibi akmıyor. Daha çok düşündüren, sorgulatan bir yapısı var. O yüzden sadece okuyup geçmiyorsun, sürekli durup düşünüyorsun. Benim de bazı yerlerde gerçekten uzun uzun düşündüğüm, hatta gözyaşlarımı tutamadığım kısımlar oldu. İlerleyen sayfalarda tarihî kişiliklere ve vatan için fedakârlık yapmış insanlara yer verilmesi çok hoşuma gitti. 234. sayfada Şerife Bacı ile karşılaşınca gerçekten çok etkilendim. Günümüzde tarihi biraz unutan bir toplum olduğumuzu düşününce, böyle bir hatırlatma beni hem duygulandırdı hem de düşündürdü. Şerife Bacı ve onun gibi kahramanlar sayesinde bugün buradayız ve onları unutmamak gerektiğini bir kez daha hissettim. Genel olarak kitap, insanı kusur, mükemmellik ve varoluş gibi konular üzerine düşünmeye zorluyor. Sadece bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda insanı kendi içine döndüren bir tarafı var. Post-apokaliptik, yani büyük bir felaketten geriye kalan dünyayı anlatan bir kitap diyebilirim. Bu büyük felaket ne olabilir? Doğal afetler olabilir; bir de insanın kendi felaketi, kendi yıkımı… “Allah herkese taşıyabileceği kadar yük verir derler.
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202649 okunma