Patikaların bittiği caddelerin başladığı yerde
Bambaşka bir ülke var
Orada yumuşak ve ak çimenler uzar
Ve güneş sapsarı yanar
Ve ay kuşları yorgun dinlenirler
Nane kokulu rüzgarda serinlenirler.
Beni bu yerde bırak
Bacadan hala siyah dumanlar tüter, bak
Karanlık sokaklar bükülür gider
Kıyılarında çiçekler büyüyen yollardan geç
Öylesine yürüyelim ki yavaş ve ölçülü
Ve gözlemleyerek ak okların nereye gittiğini
Görerek yolların nerede başlayıp nerede bittiğini.
Evet, yavaş ve ölçülü yürüyeceğiz
Ve beyaz oklarımızın gittiği yere gideceğiz
Çocukların gösterdiği, gidebildiği
Yolların sonundaki yere gideceğiz.
Shel Silverstein
Kıpkırmızıydı güller
Kapkara sarmaşıklar.
Sen az uzaklaşıver
Umutsuzluklar başlar.
Gökyüzü mavi, durgun
Ve yemyeşildi deniz
Korkarım, —beni bir gün
Bırakıp gidersiniz—
Usandım yapraklardan
Çoban püsküllerinden,
Usandım sonsuz kırdan
Sizden özge her şeyden!
Paul Verlaine
Yaralıyor kalbimi
İçli kemanları
Güz’ün
Gönlümde
Tekdüze
Hüzün
Herşey soldu
Saat çaldı
Biliyorum
Anıp eski
Şen günleri
Ağlıyorum;
Düştüm kara
Bir rüzgâra
Beni her an
Sağa sola
Yaprak misa
Li savuran.
Paul Verlaine
Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
“Uyandım bir sabah” gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara
Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim, yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi
Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boyunlu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin
Gülten Akın