Mel

Mel
@siirvari
Şiirleşelim, Şiir gibi yaşayalım
Maruri Sokağındaki Pansiyon
Karşı karşıya değildi evler, sevmezlerdi birbirlerini, yine de yan yanaydılar. duvar duvara, fakat pencereleri bakmazdı sokağa, konuşmazdı, öyle sessizdiler. Bir kâğıt uçuruyor havalanır gibi ağaçtan kışın kirli bir yaprak. Akşam ortalığı tutuşturuyor, kaygı içinde yok oluveren bir ateş boşaltıyor gök. Kara sis balkonları örtüyor. Açıyorum kitabımı. Yazıyorum bir maden ocağının çukurunda sanıp kendimi, bir ıslak, bırakılmış dehlizde. Biliyorum ki şimdi kimse yok evde, sokakta, acı kentte. Bir mahkûmum açık kapısının önünde, açık dünyanın önünde, akşam alacasında şaşkın, gamlı bir öğrenciyim, çıkıyorum işte o zaman şehriye çorbasına, iniyorum ardından yatağa ve yarına. -Pablo Neruda
Reklam
İnsan ve Deniz
Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman; Deniz aynandır senin, kendini seyredersin Bakarken, akıp giden dalgaların ardından. Sen de o kadar acı bir girdaba benzersin. Haz duyarsın sulardaki aksine dalmaktan; Gözlerinden, kollarından öpersin, ve kalbin Kendi derdini duyup avunur çoğu zaman, O azgın, o vahşi haykırışında denizin. Kendi aleminizdesiniz ikiniz de. Kimse bilmez, ey ruh, uçurumlarını senin; Sırlarınız daima, daima içinizde; Ey deniz, nerde senin iç hazinelerin? Ama işte gene de binlerce yıldan beri Cenkleşir durursunuz, duymadan acı, keder; Ne kadar seversiniz çırpınmayı, ölmeyi, Ey hırslarına gem vurulmayan kardeşler! -Charles Baudelaire
En eski Yalnızlığımdır Aşk Benim
En eski yalnızlığımdır aşk benim Gitgide büyüyen karanlıklarla Ne zaman sevdiysem kavruldu tenim Bir ateşin açtığı yanıklarla Sabahı olmazdı çok gecelerin Alır, götürürlerdi beni onlar Öptüğüm elleriyle, korkunç derin Bir uçurumun kenarına kadar. Sonra bırakır giderlerdi, üzgün Bakardım sessizce arkalarından Sonra umutsuzluk, gözyaşı ve kan. Bütün umutlarım biterdi bir gün Bir gecenin orsatında kalırdım Tek başıma ben, ben ve yalnızlığım. -Ümit Yaşar Oğuzcan
Yeniden Doğuş
Tüm varlığım karanlık bir ayettir benim seni kendinde tekrarlayarak yeşermenin ve çiçeklenmenin sonsuz gündoğumuna götürecek ben bu âyette senin için ah çektim, ah! ben bu âyetle ağaçla ve suyla ve ateşle bütünleştirdim seni hayat belki bir kadının her gün filesiyle geçtiği uzun bir caddedir hayat belki bir adamın kendini dala astığı iptir hayat belki okuldan dönen bir çocuktur hayat belki iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır ya da yoldan geçen bir başkasına şapkasını kaldırarak anlamsız bir gülümseyişle "günaydın" diyen adamın şaşkınca karşıya geçişidir hayat, bakışlarımın senin gözbebeklerinde kendini paramparça ettiği o tutuklu andır belki ve bakışım kendisini,