Öncelikle şunu söylemeliyim ki çok keyifle okudum. Umarım hak ettiği değeri görür. Genç yazarların desteklenmesi çok değerli ve böyle bir girişim yüreklendirilmeli, cesaretini kutluyorum.
Her bölümde iki dünya arasında geçiş yapmak okuma deneyimini rahatlatmış. Bölümler daha kısa sürede bitiyor gibi hissettiriyor ve daha çok okutuyor. Cemil’in peşine düştüğü ortam bana yabancı dizilerden The OA 2. Sezonu anımsattı, o zaman da çok beğenmiştim hikayenin bilim kurgu yansımasını şimdi de aynı şekilde hoşuma gitti.
Okurken duygularıma hakim olamadım, sinirlendim. Hikayenin beni böylesi içine çekeceğini beklemiyordum. Anlatı çok kaliteli, fantastik evren kurmak zaten zor, Türkiyede daha da zor.
Normalde savaş sahneleri filmde de kitapta da olsa beni çok sıkar ve koparım muhakkak ama sık sık okuyucuya farklı karakterin gözünden baktırmak merakı diri tutuyor.
Üstelik alt başlıklarla bölüm değiştikçe kitabı elinizden bıraksanız bile her geri aldığınızda hikayeye dalmakta hic zorluk çekmiyorsunuz.
5 Diyar’ın içine dalınca yaşadığım gerçeklikten ışınlandım sanki. Böyle olacağına inanmakta zorlanırım genelde. Beklentimin üstünde çıktı. Çok sağlam bir hikayesi ve dolu doku karakterleri var.
Benim favorim Silvanni ve Kieva’ydı galiba, Faraen-Consilius ikilisini de kalbimden söküp atamıyorum. Deneyimlediğimiz dünyada ise ben Harun’un yalnızlığını ve kırgınlıklarını paylaştım daha çok. Ama gidişatının. beni fazlasıyla tatmin ettiğini söyleyebilirim. 510 sayfalık bir kitap için iyi ki okumuşum dedirtmek düşünüldüğü kadar kolay değil, başından sonuna beni hiç kopmadan içinde tutması, her bıraktığımda karakterleri. özletmesi, merak ettirmesi başarılıydı benim nezdimde. Okuduğunuza değecek bir kitap.
İkinci kitabı okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. Seri haline geleceği günü gözümde
Beş DiyarSıla Serter · Theseus Yayınları · 20262 okunma
Bugünkü kitabımız :
Sıla Subaşı'nın kaleminden dökülen Hatırladığım Sonbahar.....
Yazarın okuduğum ikinci kitabı.Size tavsiyem kitabı bir solukta ta okuyup bitirmeniz.Gerçi isteseniz de kitabı elinizden bırakamayacaksınız. Sade, duygusal bir o kadar da akıcı bir dil ile yazılmış bu eserin özellikle sonunu çok beğeneceksiniz.
Huzur evlerinde kalan insanların kısa kısa hayatlarını okurken kendinizde mutlaka bir şeyler göreceksiniz. Ayrıca bölüm başlarında ki güzel ve anlamlı sözler kitabı daha da değerli kılıyor.
Şu kitabı 3 günde felan bitirmişimdir o kadar güzel bir kitappp konusu olsun sonu olsunn.Okuyun,okutturun.Hak ettiği başarıyı,popülerliği görmeyen bir kitap bence.
2025 Goncourt Ödülü sahibi Laurent Mauvignier ile tanışma kitabım.
Ardında hiçbir açıklama bırakmadan bu dünyadan göçen bir ruhun melodramı.
“Her ölüm erken ölümdür,” ü diline pelesenk etmiş, gidenin ardından bıraktığı boşluğun etrafında hatırlayışın ve unutuşun geri dönüşsüzlüğünde eprimiş ruhlar.
Herkes bu dünyadan göçenin ardından onu hatırlamaya çalışıyor şimdi.
Bakışını, tepkilerini, cümlelerini, hatta o an gelene dek anlamladıramadıkları sessizliğini…
Bölük pörçük, ara ara, parça parça hatırlanılanlar…
İnce ama seçici geçirgen bir tabaka gibi.
Tolstoy’un Anna Karenina’sına selam olsun.
“Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.’’
Onlardan Uzakta, birbirlerinin ruhlarına dokunamayan, anla(şıla)mayan, kırık -dökük cümlelerini bile paylaşamayan bir ailenin suçluluk, yas ve geç kalınmıştık üzerine dokunaklı sesi…
Her demin trajedisi…
Sessizliğin gürültüsünü işitemeyen tüm kulaklara…
Onlardan Uzakta
Onlardan UzaktaLaurent Mauvignier · Sel Yayıncılık · 2026141 okunma
2026’nın 48. Kitabı: Ahmet Günbay Yıldız - Beni de Kalbinde Götür
Yazarın o kendine has, şiirsel kaleminden dökülen masum aşk satırlarında kaybolmak, insana iç ısıtan, umut yeşerten sıcacık bir tebessüm bırakıyor. Zihnimin odalarında hafif bir meltem gibi esen bu zarif hikayeyi tek bir günde, adeta ruhumu dinlendirerek bitirdim.
Edebi yolculuğuna ufak bir eleştiri getirmem gerekirse; hikaye, yazarın Asi Delikanlı eseriyle oldukça tanıdık sulara yelken açıyor. Başkarakterlerin doktor unvanı taşıması, kalemiyle bir yazar olarak var olması ve yüreğindeki gurbet ile sıla hasreti iki romanın ortak yansımaları.
Ancak itiraf etmeliyim ki, olay örgüsünün zarafeti ve akıcılığıyla Beni de Kalbinde Götür , benim dünyamda çok daha özel bir yer edindi.
Günümüz popüler kültürünün ve dijital platform kurgularının dayattığı; şefkatten uzak, yalnızca ihtiras, tahakküm ve bencilce bir "elde etme" hırsı üzerine kurulan aşk anlayışından sonra, bu satırlar ruhuma adeta şifa gibi geldi.
Aşkın; sabırla, naiflikle ve irade terbiyesiyle örülmüş o temiz yüzünü gençlerin de tanımasını yürekten diliyorum. Özellikle yeni neslin, sevginin bu zarif ve onarıcı halini keşfetmeleri gerektiğine inanıyor, bu yüzden tüm okurlara ve gençlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
#AhmetGünbayYıldız #BeniDeKalbindeGötür #KitapYorumu #OkudumBitti #KitapTavsiyesi #Edebiyat #KitapKurdu
Merhaba Kitap Dostlarım.
İlk kitabın finali beni öyle bir merakta bırakmıştı ki ikinci kitaba başlamak için hiç beklemedim. Kurtların Gölgesinde tam da kaldığı yerden devam ediyor ve daha ilk sayfalardan itibaren kendinizi soluksuz bir mücadelenin içinde buluyorsunuz.
Sıla'nın üzerinde çalıştığı proje artık yalnızca bir görev değil, ülkenin geleceğini etkileyebilecek kadar büyük bir sorumluluk hâline geliyor. Bunun farkında olan düşmanlar ise hem ekibe hem de onları koruyan Kurtlar Timi'ne peş peşe saldırılar düzenliyor. Yaşanan kayıplar, alınan yaralar ve en önemlisi aralarındaki haini bulamamanın verdiği güvensizlik, hikâyenin gerilimini her bölümde biraz daha artırıyor.
Aybars, kendi acılarını geri planda bırakıp hem ekibini hem de Sıla'yı korumak için mücadele ederken, Sıla da babasının emanetine sahip çıkmak adına dimdik duruyor. İkisini birlikte okumak çok güzeldi. Aralarındaki sevgi, güven ve birbirlerine verdikleri güç oldukça doğal ve etkileyiciydi.
Kitap boyunca "Acaba hain kim?" diye düşünmekten kendimi alamadım. Yazar, şüpheyi son ana kadar canlı tutmayı başarmış. Özellikle adaletin yerini bulduğu o sahnede geçen;
"İsmet Akkaya, seni gözaltına alıyoruz. Devlete ve bu ülkenin insanlarına karşı işlediğin her şeyle beraber. Bugün senin cirit attığın dönem bitti!"
cümlesi benim için kitabın en güçlü anlarından biriydi.
Finale yaklaştıkça olayların dozu iyice arttı. Bazı gelişmeler beklediğim gibi olmadı, bazıları ise gerçekten kalbimi kırdı. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en anlamlı cümlelerden biri de şuydu:
"Bazı savaşlar kazanılmaz. Sadece hayatta kalınır."
Ve son sayfalarda, hikâyeye farklı bir anlam yükleyen şu sözle baş başa kaldım:
"Belki de bu bileklik yazdı hepimizin hikâyesini, kaderlerimizi birleştirdi ve değiştirdi. Artık bunu takmak istemiyorum.