..gökyüzünde birkaç yüz metre daha yükselen bir bulut, yahut ensene doğru esen serince bir rüzgâr, yahut o esnada aklına gelen zekice bir fikir, sana bu değişmenin sebebi gibi görünmek ister.
İki Şehrin Hikâyesi başlarda parçalı ilerleyen ama son bölümlerde bütün anlamını gösteren bir roman. İlk kısımlarında karakterleri ve geçmişlerini anlamaya çalışırken biraz zorlandım; fakat kitabın yarısından sonra olaylar birbirine bağlandıkça hikâyenin ağırlığı daha net hissediliyor.
Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri öncelikle dönemin acımasız atmosferiydi,
sonrasında Sydney Carton’un fedakârlığı ve Madame Defarge’ın bitmeyen nefreti romanın iki zıt yüzü gibiydi. Bir yanda insanı büyüten bir özveri, diğer yanda insanı kör eden bir intikam duygusu var.
Roman bana şu soruyu düşündürdü; bir insan geçmişinden ne kadar kaçabilir ve bir toplum adalet ararken ne zaman intikamın içine düşer?
Sonunda kitabın bana bıraktığı bir düşünce şu oldu: Bazen bir insan hayatı boyunca yapamadığı anlamlı şeyi tek bir anda yapabilir.