İçimizdeki Şeytan, düşünmek ile yaşamak arasındaki mesafeyi gösteren bir roman. Kitap boyunca karakterler düşünüyor, tartışıyor, eleştiriyor; fakat bu düşünceler çoğu zaman hayatlarına yön vermiyor. Özellikle Ömer, kendi iç dünyasında sürekli bir muhasebe hâlinde olsa da bu farkındalığı eyleme dönüştüremeyen bir karakter.
Kitapta entelektüel tavır takınan kesime gelince; düşünmek her zaman doğru görmek anlamına gelmiyor. Dar, eleştiriye dayalı ve üretmeyen bir düşünce biçimi insanı değiştirmiyor; sadece olduğu yerde tutuyor.
Macide Ömer ilişkisine bakıldığında şu çıkarımı açıkca yapabiliriz: İnsan, kötü olmadan da hatalarında ısrar edebilir ve bu durum en çok yanında olanları yıpratır.
Kapanışı kitabın kalbinden bir alıntı ile yapayım;
"İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum" - İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali