Başlığına yazdığım alıntıyı zaten bir kaç hafta önce burada bir iletime de yazmıştım sırf bu nedenle bile bağ kurması çok kolay oldu. İnce bir kitap istesem bir kaç saatte biterdi ama eseri ve duyguyu hissetme açısından yapılabiliyorsa bir haftada okunmalı bence. Bana hissettirdiği duyguları kelimelere nasıl dökeceğimi bilmiyorum, ıssız bir koyda girilen denizden çıkıp bir taşta oturmak ve dalgaları izlemek gibiydi, ya da arabayla yapılan yolculukta camı açıp o yüze vuran hafif esintiyle nedensizce gelen titreme gibi, bazı sayfalarında hiç gitmediğim Japonya’nın karla kaplı eteklerini bile izlettirdi bana. Ağlaya ağlaya, olayın yazarın hayatından esinlendiğini bilerek ve bu bilinci çaresizce sayfaları çevirirken içime atarak, sonunu hem benim, hem de karakterin bildiği gerçeğiyle yüzleşerek bitirdim. Böyle bir konunun içimi nasıl yumuşattığını bilmiyorjm ama bitirdiğimde hafif ve uçarcasına raftaki yerine geri koydum ve üzüntümü durdurmak için bu incelemeyi yazmaya başladım.
Doksan sayfa bile olmayan eserin her tarafı işaretli ve işaretlediğim kısımlar tek cümlelik değil neredeyse hepsi paragraf şeklinde. Bana hissettirdiklerini ve bende bıraktığı etkiyi daha fazla yazıya dökemiyorum. Sadece çok güzeldi ve çok gerçekti.
Bu kadar güzel bir gökyüzü, ancak böyle rüzgârlı, soğuk bir günde görülebilir, değil mi?
“Görünen o ki; sıradan insanlardan ne daha mutluyum ne daha mutsuz. Mutlulukmuş, değilmiş; eskiden bizi ne huzursuz ederdi, ama şimdi unutayım desem, öyle ki, tamamen unutabilirim. Tersine, bugünlerdeki hâlimle, o mutluluğa çok daha yakınım belki de. Daha doğrusu, kalbim eskisi gibi ama biraz daha hüzünlü sadece. Fakat öyle diye, hiç mutsuz da değilim. Bu kadar kayıtsızca yaşayabilmem de, mümkün olduğunca insanlara karışmadan, tek başıma yaşamamdan belki de; ama bu hanım evladı halimle bunu başarabildiysem, gerçekten senin sayende. Ama yine de Setsuko; şu ana dek bir kez bile, böyle yalnız yaşamayı, senin için seçtiğimi düşünmedim. Öyle ya da böyle, kendi iyiliğim için, dilediğim gibi davrandığım sonucuna varabiliyorum bir tek. Ya da belki de, senin için yapıyorumdur ama bunu bile kendim için sanacak kadar, bana olan neredeyse savurganlık derecesindeki aşkına alıştım mı sonunda dersin? Benden hiçbir şey istemeden beni o kadar sevebildin mi?.."