Başımı kaldırdığımda dışarıda, her tarafı cam kaplı bir turist teknesi hâlâ bütün gücüyle parlayan yaz güneşinin altında ağır ağır kanaldan aşağı iniyordu. O anda her şey tam, kusursuz ve yepyeniydi, ama hayatın hiç gerçekleşmeyen ya da gerçekleştiğinde beklediğimiz gibi çıkmayan bütün vaatleri yıllar içinde birer birer sönüp silindikten sonra bile Amsterdam bana hep ışık çağrıştıran bir yer olarak kaldı.
Şiir her zaman bizi çağıran yabancı bir sestir; tek bir dil bilip yalnız o dildeki şiirle tanışık olsak da bu durum değişmez. Ama duyduğumuz, başkalarının duyduğundan farklı o sesi körü körüne taklit ederek değil içimizde ona cevap veren yankıya doğru evrilerek şair oluruz.
Seçme Şiirler kelimelerinin altındaki Robert Lowell adı irkilmem için yetmişti. Yıllar önce izimi kaybettirip yerleştiğim, dünyanın öbür ucundaki bir şehirde dolaşırken kaldırımlardaki kalabalıkların arasında ansızın beni eski hayatımdan tanıyan birisiyle göz göze gelmiş gibiyim.