"Şoförünüz müydü yani?"
Bu sözler onu incitiyor. Hayri'den böyle bahsedilmesinden rahatsız oluyor. Bu soruyu başka türlü nasıl sorabilirdim ona?
"Pek sayılmaz. Korumam gibiydi."
Neden, aile neden böyle bir şeye ihtiyaç duydu?
"O sıralar şirket adına onları endişelendiren bir şeyler olmuş. Sadece ben değil, hepimiz koruma altındaydık. Benim şansıma da Hayri düştü. Kısmet işte... "
Ben tesadüflere inanmam, hayatın her zaman bir bildiği vardır derim ama bunu pek yorumlayamadım.
Bir gün bana, "Kaç gündür gözlerin parlıyor. Bu ışığı bizim evde sana verecek kimse yok. Hayırdır inşallah..." dedi. Dondum kaldım. Bir süre çok büyük bir suç işlemiş gibi Muzo'nun yüzüne bakamadım. Oysa biz o zamanlar Hayri'yle henüz bir kere buluşmamış, karşılıklı konuşmamıştık bile. Ama yine de çok suçlu hissettim kendimi.