Neden beni hor gördün? Neden kendi kalbini de yanıttın, Cathy? Seni avutacak tek söz söylemeyeceğim. Bunu hak ettin. Sen kendini öldürdün. Evet, beni dilediğin kadar öpüp ağlayabilirsin, benden de karşılık görebilir, bana da göz yaşı döktürebilirsin; bunlar seni yakıp bitirecek, seni kahredecek. Beni seviyordun. Öyleyse beni bırakıp gitmeye ne hakkın vardı?
Hem beni en çok bezdiren şey, bir yıkıntıya dönmüş bu beden, bu zindan. Bunun içine kapanıp kalmaktan usandım. Buradan kurtulup o pırıl pırıl dünyaya gitmeye, artık hep orada kalmaya can atıyorum. İstediğim, gözyaşları arasında orasını şöyle bir görür gibi olmak, onun içinde olmak istiyorum.
Ondan öyle nefret ediyorum ki -çok perişanım-, ne deliymişim! Sakın bu yazdıklarımın bir kelimesini bile Çiftlik'tekilere söyleyeyim deme. Her gün yolunu gözleyeceğim; ne olur umudumu boşa çıkarma!
"Gel, gel!" diye hıçkırdı, "Cathy, ne olursun gel. Ah, ne olur Cathy... Bir kerecik geliver; ah sevgilim, bu sefer beni dinle, ne olur, Catherine, bu sefer olsun!"