Daha küçük ve zayıf olanı aşağılamak kendini güçsüzlük duygularının egemen olmasına karşı korumanın en iyi yoludur; ayırma mekanizması yoluyla benlikten uzaklaştırılan zayıflığın ifadesidir. Gerçekten güçlü bir insan çaresizliği yaşamış olan ve bazen çaresiz kalabileceğini bilen bir kişidir; dolayısıyla başkalarını aşağılayarak gücünü sergilemeye ihtiyacı yoktur.
Kişi bunalımlar ve “yatıştırıcılar” olmadan yaşamak istiyorsa, dayanağını kendi benliğinde, dolayısıyla gerçek ihtiyaçlarına ve duygularına ulaşmakta bulmalı ve kendini özgürce ifade edebilmelidir.
Bizlerin yetişkin insanlar olarak “kayıtsız ve şartsız” olan bir sevgiye ihtiyacımız yoktur… Sevginin böylesi, çocuklukta doyurulması gereken, sonraki yıllarda karşılanması imkansız olan bir çocukluk ihtiyacıdır.
Hayatta her durum, insana bir mücadele alanı ve çözülmesi gereken bir sorun sundukça hayatın anlamı değişebilir. Temel olarak insanın kendine, hayatın anlamının ne olduğunu sormak yerine, bu sorunun muhatabının kendisi olduğunu anlaması gerekir.