“Bir Nefes Gibi” iki kız kardeş arasındaki ilişkiyi her ikisinden de dinlediğimiz adı gibi bir nefeste okunabilen bir kitap. Eğer amaç okunmaksa bunu iyi başarıyor. Sıkılmadan bir kerede okuyorsunuz, eğer amaç okunduktan sonra tavsiye edilmekse bunda biraz düşünülebilir.
Virgina Woolf yazarların kafalarındaki hikayenin sadece küçük bir bölümünü yazıya dolayısı ile okuyucuya iletebildiklerini söyler. Sanki bu hikaye de daha uzun olacakmış fakat kısaltılmış hissi veriyor.
Saphiens’in yazarı Harari yeni kitapların konularının algoritmalar tarafından seçileceğini, okurların sevdiklerine ve sevmediklerine hangi oranlarda yer verilirse satış rakamlarının yüksek olacağını söylerken tam da bu tip bir hikayeden bahsediyor olmalı. Çünkü hikaye bir Netflix dizisi gibi,
---BURADAN SONRASI OKUMAYANLAR İÇİN SPOİLER İÇEREBİLİR ----
İçeriğinde her şeyden biraz var aşk, eşcinsellik, gizem, cinayet, aile ilişkileri. Ayrıca kitabın Avrupalı okuyucu için yazıldığını açıkça görebiliyoruz. İstanbul ve Türkiye deyince akla gelen, boğaz, yalı, padişah, ve tabii ki harem, cariyeler hamamlar. Hikaye öyle oryantalist bir üslup ile yazılmış ki birazdan bağıra çağıra pazarda mallarını satmaya çalışan fesli Ortadoğulu satıcıların yanından develerin geçtiğini göreceğimizi düşünüyoruz. Adeta Tenten İstanbul’da izliyoruz.
Yazar ana karakterlerin geçmişine şöyle bir dokunup geçiyor, küçüklük hikayelerindeki hayran olunan ama ortada olmayan bir baba, hastalıklı ,otoriter ve sert bir anne. Sevgisiz bir ailede büyüyen çocukların ileride yaşayacakları ilişkilerde yaşayabilecekleri sorunları, yanlış seçimleri ve bu hataları normalleştirmelerinin güzel örneklerine rastlıyoruz.
Hikayeyi dinleyen 6 kişi ile birlikte sanki biz de dinliyor gibi hissediyoruz. Yine de yan karakterlerin detaylarına biraz