Efsanevi aşklar yaşamak istiyoruz içten içe. Rapunzel'in saçlarından büyülü kuleye tırmanmak ya da beyaz atlı prensin atının terkisine atlayıp doludizgin gitmek istiyoruz belirsizliğe. Mutfakta tencere yemekleri yaparken, gözlerimizi kapatıp hayaller kuruyoruz. Dolmalarımıza pirinç ve tuz kadar içimizde ukde kalan aşkları da dolduruyoruz.
En geç yediye çeyrek kala evdeyim
Ben gelene kadar bütün üzüntülerinden kurtulmalısın
borcumuz varmış,derdimiz varmış düşünme
ümitsizlik fakirlerin harcı değil.
Bir daha dünya'ya gelsem
yine seni severdim
beni üzesin diye
beni deli divane edesin diye
biliyorum
sen de bir daha dünyaya gelsen
yine beni sevmezsin
kahrımdan öleyim diye
kasabın kokusu: kandan,kemikten
balıkçının kokusu: tuzdan,balıktan
hamamcının kokusu: sudan köpükten
lağımcının kokusu: b*ktan, ...
senin kokun:pudra,sabun
benim kokum: rakı,tütün
ne ben yerineyim, ne sen sevin
cümlemiz bir kokarız
öldüğümüz gün