Ailelere karşı çocukların tarafını tutmak…
9/10
·72 syf.··
2026 4. kitabı
Nihan Kaya’nın kitaplarını okudukça şunu fark ediyorum: Aslında farklı başlıklar altında dönüp dolaşıp aynı yere geliyor. Çocuğa. Çocuğun korunmasına. Çocuğun görülmesine. Çocuğun ciddiye alınmasına. Bütün Çocuklar İyidir de bunun en net ifade edildiği kitaplardan biri. Kitabın adı ilk bakışta iddialı gelebilir. Hatta bazı insanlar için rahatsız edici bile olabilir. Çünkü günlük hayatta ne kadar kolay “yaramaz çocuk”, “huysuz çocuk”, “şımarık çocuk”, “problemli çocuk” dediğimizi düşününce, bütün çocukların iyi olduğu fikri kulağa fazla romantik gelebiliyor. Ama Nihan Kaya’nın anlatmaya çalıştığı şeyin romantizm olmadığını düşünüyorum. Kitabı okurken benim anladığım şu oldu: Çocuklar dünyaya kötü olarak gelmiyorlar. Kötülük dediğimiz birçok davranışın arkasında görülmemişlik, ihmal, korku, değersizlik hissi, sevgi eksikliği ya da yaralanmışlık yatıyor. Biz çoğu zaman sonuca bakıyoruz ama sebebe bakmıyoruz. Belki de bu yüzden Nihan Kaya’nın çocuklara bakışı bana her zaman kıymetli geldi. Bu kitapları ilk okuduğumda anne değildim. Üstelik uzun yıllar çocuk sahibi olamayan bir kadındım. Buna rağmen söylediklerinde çok güçlü bir hakikat payı buluyordum. Şimdi iki çocuk annesi olarak dönüp baktığımda da aynı şeyi hissediyorum. Hatta çocukların ne kadar savunmasız olduğunu her gün yeniden gördükçe söyledikleri bana daha anlamlı geliyor. Kitap boyunca dikkatimi çeken noktalardan biri de çocukların ne kadar kolay suçlu ilan edildiği oldu. Bir ailede işler yolunda gitmiyorsa suçlu çocuk. Bir çocuk öfkeleniyorsa suçlu çocuk. Bir çocuk uyum göstermiyorsa suçlu çocuk. Oysa yetişkinlerin davranışları çoğu zaman aynı mercekle incelenmiyor. Nihan Kaya tam da burada durup rahatsız edici bir soru soruyor: Çocuk gerçekten sorun mu, yoksa sorunun görünen yüzü mü? Bu soru bana, daha
Bütün Çocuklar İyidirNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20194,266 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 44. kitabı
Nina, idealist bir şekilde sanat tarihi okumuş ancak hayatın gerçekleri ve annesinin tedavi masrafları yüzünden yoldan çıkmış genç bir kadındır. Erkek arkadaşı Lachlan ile birlikte Los Angeles’ın aşırı zengin, şımarık elitlerini dolandırarak geçinmektedir. Vanessa ise milyoner bir ailenin kızı olan, her anını ve lüks yaşamını sosyal medyada sergileyen bir "influencer"dır. Dışarıdan bakıldığında kusursuz, dertsiz ve rüya gibi bir hayatı vardır. Nina, annesinin ağırlaşan hastalığı üzerine hayatının en büyük ve en riskli vurgununu yapmaya karar verir. Hedef tahtasına ise Vanessa’yı koyar. Plan basittir: Vanessa’nın sosyal medyadaki paylaşımlarını (nerede olduğunu, ne giydiğini, evinde ne tür antika ve değerli eşyalar bulunduğunu) takip ederek onun malikanesine sızmak. Ancak Nina, Vanessa’nın dünyasına girdikçe hiçbir şeyin göründüğü kadar basit olmadığını ve geçmişten gelen bağların onları çoktan birbirine düğümlediğini fark eder. Kitapta sosyal medyanın sahteliği, intikam, para, güç, sınıf çatışması, aile ilişkileri, güven ve ihanet gibi temalar işlenmiş.Nina'nın bölümlerinde zaman zaman hayranlıkla rahatsızlık arasında gidip geldim; çünkü yaptığı şeyler doğru değil ama zekası ve insanları okuma becerisi çok etkileyiciydi.Vanessa'nın hikâyesinde ise daha çok üzüntü ve empati hissettim. İlk kısımda karakter ve arka plan anlatıldığı için biraz durağan ve sıkıcı geçsede dolandırıcılık planı devreye girdiğinde tempo muazzam bir şekilde artıyor. Hele ki kitabın sonlarına doğru ardı ardına gelen ters köşeler nefes kesiciydi.
Kıymetli Küçük ŞeylerJanelle Brown · Altın Kitaplar · 2026156 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·208 syf.··
2026 33. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:40
Bu kitabı 10-11 yaşlarımda okusaydım muhtemelen çikolata nehirlerine, şekerden çayırlara, pembe şeker kayıklara ve cam asansörlere hayran kalırdım. Şu anki yaşımda okuduğumda ise Roald Dahl’ın çocuklara verdiği en büyük hediyenin çikolatalar değil, hayal kurma cesareti olduğunu gördüm. Charlie’nin Çikolata Fabrikası ilk bakışta eğlenceli bir çocuk kitabı gibi görünse de satır aralarında çocuklara ve yetişkinlere söyleyecek çok şeyi olan bir metin. Dahl’ın kurduğu dünyada yemek yerine geçen sakızlar, erimeyen çikolatalar, görünmez çokobarlar, şeker ağaçları ve her yöne gidebilen cam asansörler var. Bu fikirlerin hiçbiri “mantıklı” olmak zorunda değil. Tam tersine yazar, çocuklara hayal kurmanın sınırlarının olmadığını gösteriyor. Kitabı okuyan bir çocuk, kurduğu hiçbir hayalin saçma olmadığını öğreniyor. Ancak kitap yalnızca hayal gücünü yüceltmekle kalmıyor. Fabrikayı gezen beş çocuk üzerinden açgözlülüğü, gösteriş merakını, şımarıklığı, ekran bağımlılığını ve ölçüsüzlüğü de eleştiriyor. Augustus Gloop, Violet Beauregarde, Veruca Salt ve Mike Teavee’nin başına gelenler aslında kendi kusurlarının bir sonucu. Daha da önemlisi Roald Dahl çocukları suçlamak yerine onları yetiştiren yetişkinlere dönüp bakıyor. Özellikle Veruca Salt bölümünde açıkça görüyoruz ki çocuklar çoğu zaman ebeveynlerinin aynası oluyor. Kitap boyunca beni en çok düşündüren karakter Veruca Salt oldu. Çünkü Veruca yalnızca şımarık bir çocuk değil; istediği her şeye emek vermeden sahip olmaya alışmış bir çocuk. Dahl burada çok önemli bir soru soruyor: Her istediğine ulaşan bir çocuk gerçekten mutlu olabilir mi? Yoksa amaçlarını, hayallerini ve mücadele etme isteğini mi kaybeder? Mike Teavee bölümü ise kitabın bugün hâlâ neden güncel olduğunu gösteriyor. Roald Dahl televizyonu eleştirirken aslında
Duygu ve Düşünce
Charlie'nin Çikolata FabrikasıRoald Dahl · Can Çocuk Yayınları · 200513,2bin okunma
Puan vermedi·623 syf.··
2026 18. kitabı
Sina Uzun bir maratonun ardından Sina serisinin üçüncü ve son kitabını da bitirmiş bulunuyorum. Benim için bu son cilt, ilk iki kitaptan biraz daha farklı bir kulvardaydı. ​Dürüst olmak gerekirse, bu kitapta ana karakterimiz Sina’ya zaman zaman çok kızdım. Bazı anlardaki şımarık tavırları sabrımı biraz zorlasa da, hikayeyi tamamen sırtlayan ve okuma keyfini zirvede tutan kesinlikle yan karakterler oldu. Hülya ve Taylan ikilisini okumak çok keyifliydi; Özge ise enerjisiyle beni kitap boyunca en çok güldüren, sayfaları neşeyle çevirmemi sağlayan favori karakterim oldu. ​Genel bir değerlendirme yapmam gerekirse; serinin özellikle ilk kitabı benim için çok ayrı ve büyüleyici bir yerdeydi. Son kitap beklentilerimin biraz altında, daha ortalama bir çizgide kalsa da bu yolculuğa çıktığım için hiç pişman değilim. Çünkü bu hikayeyi arkadaşlarımla eş zamanlı okumak, teoriler üretmek ve karakterleri beraber çekiştirmek bu deneyimi bambaşka bir keyfe dönüştürdü.
Sina – EbediyetAslıhan Doğa · Perseus Yayınevi · 2020272 okunma
9/10
·409 syf.··
2026 97. kitabı
SENA CEYLAN~DYAVOL~ Selam.Bugün sizlere sevgili @authorsceylan kaleminden #kırıkkaburgalarserisi ‘nin birinci kitabı ile geldim.Yazardan okuduğum ikinci kitaptı ve sevdim mi evet sevdim.Ufak tefek eksikler var mıydı evet ama onlarda rahatsız etmedi.Çünkü kurgu güzeldi.Kitabımız düşmandan aşka ve intikam temalı bir kitap.Okurken hissedilmesi gereken tüm duyguları hissettim.Hatta öyle ki erkek karakterimiz Ceyhun Pars’ı şöyle bir güzel dövmek istedim.Hani bazı karakterlere sinir olursunuz ama aynı zamanda da içinizi eritir ya ha işte Pars tam da öyleydi.Ve Asya bu hikayenin kurbanı.Aileden yana yüzü gülmediği yetmiyormuş gibi bir de onların intikamına kurban gitti.Neyse ki o naif ve şımarık kız görüntüsünün altından inatçı ve dişli biri çıktı da kendini ezdirmemek için mücadele etti.Evet ilk kitap tam bir giriş kitabıydı ama merak ettiğim noktalar aklımda soru işareti olarak kaldı ve onların cevabını da büyük bir ihtimalle ikinci kitapta alacağım.Ve kitap öyle bir yerde bitti ki bakalım devamında neler olacak? Ceyhun Pars Havas;ringlerin parlayan yıldızı,aranan ve başarılı bir boksördür.Tıpkı babası ve büyükbabası gibi.Aynı zamanda bir tarafı da karanlıklar içindedir.Ezel’i rakibi Tunç Alaska ‘nın kurduğu tuzak sonucunda ne yazık ki hapise düşer.Ve tuzağa düşürüldüğünü öğrenince intikam almak için yemin eder.İntikamını almak için plan kurar.Plan basit düşmanının zayıf noktasını bul ve onu kullan.Ve bu zayıf noktada Tunç’un kız kardeşi Asya Alaska’dır. Asya Alaska;dışarıdan bakıldığında gösterişi ve lüks yaşamı seven,şımarık bir genç kız.En büyük tutkusu ise baledir.Ama aslında Asya tüm o şaşalı hayatın içerisinde yalnız ve sevgiye muhtaç biridir.Aslında ailesinin çevirdiği karanlık işlerinde asla farkında değildir. Pars planını devreye sokar ve Asya’yı Moskova’ya
DyavolSena Ceylan · Patara Kitap · 202518 okunma
Masumiyet Müzesi İncelemesi
Puan vermedi
Bu kitabı, dizisi çekilmeden önce okumuştum ve çoğu karakterin hayatın olağan akışına uygun davranmadığını düşünmüştüm. Dizisi çekilince neredeyse herkesin benimle aynı fikirde olduğunu gördüm. Öncelikle psikoloji alanına ilgi duyuyorsanız veya bu alanda eğitim görüyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Ama kafa dağıtmak,stres atmak ya da güzel bir hikaye okumak istiyorsanız okumayın çünkü sinirleriniz bozulup daha çok strese girebilirsiniz. Takıntılı,gamsız,olaylara olması gereken tepkileri veremeyen insanları psikolojik yönden incelemek isteyenler için biçilmiş kaftan. Dili akıcı ama bütün roman boyunca Kemal'in şımarıklıklarını okumak beni biraz sıktı. Kemal babasından kalan mirası sayesinde bu kadar uzun süre aşk acısı çekme lüksüne sahip bir karakter. Üstelik çektiği acıyı kendi kendine yaratıyor. Birazcık cesur olsa mutlu bir hayatı olabilirdi. Hem Sibel ile evlenip bir yuva kurmayı hem de sözde "sevdiği kadın" olan Füsun ile onun gururunu hiçe sayıp dost hayatı yaşamayı istiyor. Yanlış anlaşılmasın fakirler aşk acısı çekemez demek istemiyorum ama Kemal orta veya az gelirli bir ailenin oğlu olsaydı bu kadar şımarık olamayacağı için kendi yarattığı acılarda boğulmazdı. Füsun'a gelecek olursak Kemal'e olan bağlılığını sağlıklı bulmuyorum çünkü Kemal onu hayal ettiği gibi sevmeyince intihar edecek kadar Kemal'e bağımlı bir hayat tarzı benimsemiş. Kendi ayakları üstünde durmak istediğini söylüyor ama aynı zamanda bunun koşulunu Kemal'in ona destek olmasına bağlıyor. Buna karşılık Kemal Füsun'u sevmiyor çünkü Füsun'un para kazanınca kendisini terk edeceğine inandığı için kızın önünü kesip mutsuz bir hayata mahkum ediyor. Ayrıca Füsun'u değil, hayalini seviyor. Füsun'un istekleri onun için önemsiz. Füsun'un evinden "izinsiz" aldığı eşyalarla bu hayali canlı tutmaya
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma