Kasım ayı tatili bende yok tabii ki genel olarak çalışıyor olacağım ama okumak istediğim bazı kitaplar var.Ekim ayında yalnızca bir adet kitap okuyabildim.Şimdide reading slumptayım ondan dolayı okuyamıyorum.Biliyorsunuz en son Beyaz lekeyi okuyordum ona devam etmek,bitirmek istiyorum ama ikinci kitabı çok kalın.Eğer ikinci kitabı okumazsam bir daha hiç okumayacakmışım gibi geliyor.Ama aralıklı okumak daha iyi bana göre.Mesela Beyaz lekeye ara verdim şimdi daha özlemiş bir şekilde geri dönücem.Çok kalın kitaplarda araya başka kitaplar okunması gerektiğini düşünüyorum.Maral Atmaca kitaplarına şans vermek istiyorum ama ötanazi okulunun birinci kitabında biraz sıkıldım ve yarım bıraktım ama genede bitirmek istiyorum.Maral Atmaca gerçekten çok çalışkan bir yazar bence.Çok sayıda kitap çıkardı ve gerçekten arı gibi art arda çıkarıyor bana göre bu bambaşka bir yetenektir.Bakalım.Birde Saka ve sanrı kitabı var ondan okumak istediğim siz okudunuz mu ne düşünüyorsunuz yorumlarda buluşalım.. #kitapyorumu
Bir arkadaşım şey demişti..
Mesela yere düştüğünüzde gidecek yer kalmadığı için ayağa kalmanız daha zor olsa da daha sağlam olur .. # bir arkadaşım üniversite sınavlarına hazırlanırken Türkiye genelinde yapılan deneme sınavında beklediğimizden düşük puan alınca "neyse biz buranın yabancısı değiliz yolu biliyoruz çalışmaya devam" demişti. Bildiğimiz yoldan ilerleyince oda bende hayalini kurduğumuz bölümleri okuduk, şimdide severek mesleğimizi yapıyoruz.. Demem o'ki planınıza sadık kalın yol meşakatli olsada sonuç hep iyi olur..
1K
Reklam
Depresyon dündür, kaygı yarındır, mutluluk andır. Şimdide kalın. Gerçek olan içinde bulundugun andır...
_Fizyonomi: Yüz Okuma Sanatı
_Schopenhauer: Fizyonomi bilimi, yüzden kişiliği okuma sanatıdır. Bir insanın çehresinin şekli şemali, ikiyüzlülüğün hakim olamadığı yegâne sahadır. Her insanının çehresi bir haritadır. Bir insanın çehresi, dilinden daha ilginç şeyler ele verir çünkü onun yüzü, söyleyip söyleyebileceği her şeyin özetidir. Dil bir insanın sadece düşüncelerini ele verir, oysa çehre tabiatın düşüncesini dışa vurur. Herkesi gözlemlemek zahmete değer bir uğraştır; konuşmak ise böyle bir zahmete değmese bile. Adi, bayağı ve sefil düşüncelerin, kaba, bencil, kıskanç, günahkâr arzuların her biri çehreye damgasını vurur ve bütün bu işaretler, kırışık ve lekelere dönüşmüştür. Bön ve budala kimseler, bir insanın dış görünüşünün hiçbir önemi olmadığını söylerler ama ruhla beden ilişkisisi, palto ile insanın kendisi arasındaki ilişki gibi olsaydı, gereksiz olurdu. Çözümlemeye öznellik karıştığında çözümlemeye çalıştığımız her şey karışır ve değişir. Çehre hakkında tamamen nesnel bir izlenim veren tam anlamında ilk bakıştır. Çehrelerin çoğu ne kadar da sefildir! Güzel ve entelektüel olanların dışında bir çehrenin duyarlı bir kimsede sarsıntıya benzer bir duygu uyandıracağına inanıyorum. _Öyle kimseler vardır ki çehrelerine hayvanlardakine benzer sınırlı bir akıl seviyesi gibi bayağılığın ve kişilik düşüklüğünün damgası vuruludur. Öyle ki insan nasıl olup da böyle bir çehreyle toplum içerisine çıkabildiklerine ve bir maske takmayı tercih etmediklerine şaşırır. Hatta öyle çehreler vardır ki tek bir bakış insanda kirlenme hissi uyandırır. _Sokrates şöyle der: “Konuş ki seni görebileyim.” Bizimle girdiği kişisel ilişki, meydana getirdiği yüzeysel bir büyülenmeyle önyargısız gözlemcileri bizlerden uzaklaştırır. Şöyle demek daha doğru olabilir: Konuşma ki seni görebileyim. _Beyin kadar büyük ve gelişkin
Edebiyat & Roman
TÜRKİYE’NİN GERÇEK SAVAŞI
                                                        TÜRKİYE’NİN GERÇEK SAVAŞI Sevgili okurlarım, Bugün sizlerle, Türkiye'nin en büyük savaşı olarak gördüğüm cehaletle mücadeleyi konuşmak istiyorum. Gözlerimizin önünde cereyan eden, ancak sahiplenmekten kaçındığımız bir gerçeklikle yüzleşmek zorundayız. Hazırsanız başlayalım. Türkiye’de 128 siyasi parti etkin durumdadır. Bu etkinliklerini toplumun çıkarları için harcıyorlar mı? Peki mazot kaç para? 24.05 lira. Ekmek kaç para?7,5 lira zam geleceği haberleri de cabası. Ayçiçeği yağı 5 litre fiyatı ne kadar dersiniz? 170 lira. Karpuz dilimle satılıyor, sebze fiyatlarına anlık zamlar yapıldığı için belirlenemiyor. Tarım ülkesi olan bir ülkede bunların yaşanması mümkün gözükmüyor dimi? Ama maalesef bunları yaşıyoruz. Sebebine gelince, dünya akıl ekonomisine geçiş yapıyor. Biz? Siyasi partiler için birbirimizle kavga ediyoruz. Dünya alın teri gücünü hızla akıl terine devrederken, bizde hızla partileşme ve akabinde koltuk savaşlarına tutuşuyoruz. Tarihte olmadığımız kadar akıllı ve azimli olmamız gerekiyor. Bunun için acilen kendimizi geliştirme seferberliğini başlatmamız gerekiyor. Bu konu da hepimiz suçluyuz. Değerli okurlarım, Konunun başında Türkiye’de kaç tane siyasi parti olduğunu yazmıştım, bu satırları yazarken birde sivil toplum kuruluşlarını incelemek istedim. 2020 rakamlarına göre; Sivil toplum kuruluşları incelendiğinde,121.720 dernek, 5.775 vakıf, 604 sendika, 3.003 oda ve 53.259 kooperatif bulunmaktadır. Toplamda 184.361 sivil toplum kuruluşu olduğu görülmektedir. Rakamları görünce hey yavrum hey diyesi geliyor insanın. Bu sivil toplum kuruluşları ne iş yapıyor? diye sormadan edemiyor insan. Asıl amaçları; demokrasinin hızlanması ve toplumdaki eksiklikleri görüp bizleri yönetenlere yani siyasilere
Duygu ve Düşünce
Edebiyatla doğrudan bi ilgisi olmayanların önemli bir kısmı okumuyor. Onu bir yere kadar anlarım da kalem erbablığına soyunanların, özellikle genç kalemlerinde yeteri kadar okumadıklarını düşünüyorum. Boş küple ne olabilir ki? İşte görüyoruz yazılanları, çizilenleri . Çoğu wehimden öteye geçemeyen düşünceler. Kökleri ne geçmişte ne şimdide. Bir takım " ben biliyorum " sihirbazlıkları hepsi gözümde. Bu eserlerden sadece " adım anılsın " gayretini görüyorum. Sığ anlatılarla dolu kalın sırtlı, pembe kapaklı , ha bi de puntosu epeyce büyük kitaplar. Haliyle insanların ilgisini çekiyor. Ama edebi değeri olmayan , kafamızı doldurmaktan başka bi işe yaramayan bu eserlerin olmasını son derece gereksiz buluyorum. Keyif alanlar war mı ? Elbette war. Bu eserleri yazan kitlenin böyle eserler wermesinin nedenini iyi bir okuyucu olmadıklarına weriyorum. Bu gidişatın sonu keyifli gözükmüyor. Beğendiğimiz şeyleri bir daha düşünelim '
Reklam