Şimdide kalın..
Olumlu düşünceleriniz, zihinsel, fiziksel, duygusal ve ruhsal varlığınızın dengede kalmasına yardımcı olur. Bu denge bize güç verir, düşlerimizi gerçekleştirmemize yardımcı olur, sağlıklı kılar.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde. Develer tellal iken. Pireler berber iken. Ben annemin ruhunu zırıl zırıl gö-mer iken. Annem çıktı bohçadan, babam düştü aynadan. Bebek abi ağladı, elinde kalın bir urgan. İkkereanne yelek örer. İlmeklere keder gömer. Zaman sırtımda kambur. Za-man avucumda kalbur. Zaman, evvel içinde değil. Tam da şimdide! Bir Güliş kız var imiş. Hayaletli bir evde.
Sayfa 190·Kitabı okudu
Reklam
Kendine geldiğinde ışık parlaklığını az da olsa yitirmiş, ki­ taplar dalgalanmaktan vazgeçmişti. Sol elinden destek alıp doğ­ rulmaya çalışırken, avucunun içinde patlayan acıyla bağırıp küf­ retti. Duyan olmuş muydu? Odayı yeniden kaplayan sessizlik­ te, avucundaki ıslak, kenarları koyulaşmış yuvarlak yaraya bak­ tı: Sigaranın, alkollü gecelerin zararları. On beş dakikasını yanı­ ğa iyi gelecek bir şeyler arayarak, kitap yığınlarını devirerek ge­ çirdikten sonra pes edip pencerenin önündeki koltuğa oturdu. Kentte belli bir süre yaşamış birinin ilgisini çekecek hiçbir şeyin görünmediği pencereden bakmak canını sıksa da, hiç değilse ha­ fızasının yerine gelmesini sağlıyordu. Dün gece olanlar, şimdi Ali'ye o kadar uzak, Meknun'un ima ettikleri ise, zavallı geçmi­ şini gözünün önüne getirdiğinde, o kadar beyhude geliyordu ki, dışarıda merakına dokunacak bir şey görse, ya da, kısa vadeli çö­ zümlerin de işe yarayacağı hesaba katılırsa, kapının kilitli olma­ dığından emin olabilse, her şeyden vazgeçip oradan çekip gide­ bilirdi. Ama Meknun'un soğuk, kirli bir sis gibi etrafında hisset­ tiği varlığı Ali'yi koltuğa çiviliyordu. Ne yapacağını bilemeden sağa sola bakınırken, biraz ileride, alçak bir sehpanın üstünde kalınca bir dosya ile bir zarf gördü. Yerinden kalkmadan uzan­ dı, üstünde adı yazan zarfı açtı: "Bu köşeyi senin için hazırla­ dım; tarihçeyi burada okuyabilirsin. Dans etmeye çalışırken çok komiktin. Bol bol güldük. Meknun." Ali'ninse gülecek hali yok­ tu. Kısa mektup, içinde bir yerde büyümeye hazır bekleyen şüp­ he tohumlarını parçalamıştı. Kağıt yığınını aldı, arkasına yaslan­ dı, üzerinde kalın harflerle 'Sibıl Kitaplığı' yazan dosyayı açıp, Meknun'un, herhalde uzun uzun düşünerek, Başlangıçlar olarak adlandırdığı ilk bölümü okumaya başladı.
Sayfa 44 - YKY yayınları 2011
Edebiyat
Dudağımın kenarını ısırarak yüzümü onun yanağına çevirdim. “Ben de bahsedeyim o zaman,” diye fısıldadım. Dikkati yoldaydı ama beni dinliyordu. “Sende ağaç gibi kokuyorsun.” Kaşlarının arası çatıldı. “Sen bana odun mu demeye çalışıyorsun?” Gerçekten kötü mü koktuğumu söylemeye çalışıyorsun? Ne diyorsun kızım?” Başımı iki yana sallayarak küçük bir kahkaha attım. Derin bir nefes alarak sakinleştim. “Öyle değil ya. Çocukken ne zaman bir ağaç gövdesi görsem kollarım kavuşana kadar sarılmak isterdim. Bu bir yarış gibiydi benim için. Acaba kolum kavuşacak mı diye düşünürdüm. O zaman ağaçların güzel koktuğunu düşünmeye başladım. Çam ağaçları en güzeliydi. Bir de yağmurda ıslanmışsa mis gibi kokardı. Bir gün nenemlerin evinin arkasında özel bir ağaç buldum. O da çam ağacıydı. Ama kalın dalları yere yakın gövdesinden yukarıya doğru uzanarak ayrılıyordu. Dalların birleşim noktasından üzerine tırmanıp oturabileceğim kadar yer vardı. Çatısız bir oyuk gibi. Oraya ev dedim. Ne zaman evcilik oynamak istesem o ağaca gittim. Oyuncaklarımı da götürdüm. Orada saatlerimi geçirdim. O beni kucaklayan tek ağaçtı. Sen o ağaç gibi kokuyorsun. Gövden kalın, sarılmak zor ama ev gibisin. Sarılmasam da beni içine alıyorsu-“ Arabayı aniden durdurdu. Öne doğru savrulurken koltuğa tutunarak durabildim. Dudaklarım aralık kalırken dışarıya baktım. Limandaydık. “Biraz yavaş mı olsan!” diye söylendiğimde, “Sen de,” dedi. “Ben senin evin miyim?” diye sordu. “Güzel koktuğunu söylemeye çalışıyordum.” “Evin miyim?” diye yineledi. Elimi tutup kendine çektiğinde koltuğun arasına sıkıştım. “Ali Cihan! Ne yapıyorsun?” “Söyle yoksa bırakmam.” Gözlerimi büyüttüm. “Zaten söyledim. Sen o ağaca benziyorsun.” “Evin miyim, Deli Bal?” Bana inatçı diyordu ama kendisi daha beterdi. “Hımm, ev demek için erken
Sayfa 266 - Balca Zorlu·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Şimdide kalın ve şimdide görülecek ne varsa görün.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Alıntı
Ve işte verdiği mesaj da buymuş: Başka bir yere gitmeyin, sadece şimdide ve burada kalın.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Reklam
Reklam