sev beni, alış bana
kimse ürkütemez bağlandığımız güzelliğin utkusunu
sev beni bir dağ gölgesi kadar sev
şimdilik bırak musluğun sızmasını damın akmasını
bir tırnak gibi büyü domuz bir tırnak gibi
zorlayarak her bir yanı
çünkü biraz sonra umut başlar hergünkü, başlar
Bunun sadece söylemekle bir anlam ifade etmeyeceğini biliyorum ama şimdilik elimden bu kadarı geliyor. Ben varım Leyla... Hayatındaki onca şerefsize rağmen yanında ben varım. Adına ne dersen de, beni hayatında hangi sıfatla tutarsan tut, ben orada olacağım. Bu iş bittiğinde, bu oyun son bulduğunda ben yine yanında olacağım. Bir sürü boktan insanın biri sürü yalanla hayatına sızdığını biliyorum ama ben yalan söylemiyorum. Ben bu hayatta hiç kimseye yalan söylemedim, sana da söylemiyorum. Sadece bunu bil, olur mu? -Eren Karahan
"Deniz uzar şimdi mavi haritalarda, uzamalıdır
Oysa ne gereği var ölümden konuşmamanın?
Böylece biraz daha yoğun yaşar olmanın, biraz kafiyeli ne var?
Sadece korkuyorum biraz, yani korkağım...
Ben hep biraz aptalımdır deniz üstünde, deniz akıllıdır da ondan.
Hiçbir şeye bağlı olmayan kendi sorumsuzluğunda.
Bir gemi gider, gider ve deniz yaşar.
Böylece ölüm hep en uzakta...
Biliyorum biliyorum ölüm için şimdilik yorgunum.
Yani herkes kadar son çarşıya bakmadan.
Bir deniz ufalır ölüm karşısında
Ben ölümü bir kente övüyorum
Bir küçük çocuğa, sokakta ezilen parçalanmış başı ve alfabesi zabıtlara geçmiş.
Her gün değişen şarkılarla avunan, her gün ısmarlanan gazoz....
Sonsuz düzen kimi haklı çıkarır?
Tren durmadan uzuyor, geç kalıyoruz.
Ne yazık bir haziran da biter sonunda
Nerede şimdi o çılgın gün doğumu, o herkesin karmakarışık olduğu, kirazlara ve sulara günlerce bakılan dönem?"