ansızın gelen o tanıdık kokunun verdiği çaresizliği hepimiz yasamışızdır. göğsün sızlar ve akıl birdaha asla dönemeyeceği o tek bir ana firar eder . geçmişin çocukluğuyla ve şimdinin keşkeleriyle insan, kendi içinde iki farklı zamanı aynı anda yaşayan bir göçebe olur.
yapay zeka çağında hangi yetenekler ön plana çıkacak?
sorunun kendisi hatalı gibi artık yetenekli olmamıza gerek kalmadı. bu olası cevaplardan biri.
bir diğeri insanın analiz yeteneğinin sezgi gücünün her zaman makinelerden daha iyi olacağına dair bir varsayım.
ya bize ait olan fikir sandığımız şeyin mülkiyeti kavramı nereye evrilecek?
biz para kazanmak için ne yapacağız ve insanlar sadece yaşamak için yaşarlarsa biz buna alışık değiliz sonuç nereye evrimleşecek?
fabrika nasıl üretimi kolaylaştırdıysa
düşünce üretimi de öyle kolaylaştı
fabrikaya direnen zanaatkarlar gibi
düşünce üretimine direnen beyaz yakayı görüyoruz.
yok yapay zeka balon. he canım.
fabrika geldi iş bitmedi. o zamanların privilige ı olan yeni bir iş türedi. düşünmek...
şimdinin privilige ı (ayrıcalık) nasıl hiç düşünmüyor hayata keyif çatmaya gelmiş anadan babadan zengin diyorsak o olacak herhalde. yani düşünmeyi de bırakcağız yavaş yavaş. nasıl spor salonuna gidiyorsak beyin jimnastiğine de gideriz. size bir robot gönderelim çocuğunuzu robotumuz eğitsin diyeceklermiş. peki ya eğitim ne için olacak? fabrika neye dönüşecek? sistem neye dönüşecek? ne üreteceğiz? sırada ne var?
emek sömürüsü bitiyor mu? yaşamak için üret gidiyor mu? önceden kast sistemi vardı geçiş yapamıyorduk sonra okulu okuyanlar sınıf atlamaya başladı. şimdi sırada daha adil bir düzen mi gelecek? mesela çocukluktan itibaren izlenen beyinler yaratıcılıkları doğrultusunda sınıf atlayabilecekler mi? sınıf kavramı ne olacak? sınıfın bir önemi kalmayacak mı? ya da zaten zenginler ne olursa ne yapacaklarını çoktan düşündü de kendilerine ait mahzenlerine sığınıp dünyanın yok oluşunu mu izleyecekler? peki ya yz hepsini şimdiden tahmin ettiyse. ne yazacağımı tahmin eden bir göz beni izliyorsa... ya bu dinlerin hayali olan izlenme görülme
Henüz okumadığımız bir "o kitap" var.
Henüz nerede olduğunu bile bilmediğimiz,
Başımızı döndürecek bir "o yer" var
Henüz tanışmadığımız ve ruhumuzu okuyacak bir
"o insan... "
Ve bizi ne denli mutlu edeceğini tahmin dahi
Edemeyeceğimiz bir"o şey"
Hepsi dünyanın bir yerlerinde keşfedilmemiş
Hazine gibi hakiki muhatabını bekliyor. Mutsuz
Bir şimdinin avuntusu değil bu, hayır.
Yaşamın ve umudun ta kendisi.
Bugün sahaftan Beyazlı Kadın adlı kitabın hem muhtevasını hem de cildini ve sayfasında ki kaliteyi çok beğendiğim için hiç düşünmeden aldım. Şunu farkettim ki eski dönemin ciltli ve şömizli kitapları şimdinin ciltli kitaplarından çok daha iyi. Tabii ki güncel ciltli baskıları da seviyorum ama eskinin ciltleri dışında bulunan şömizine yapılan çizimler olsun, kabının sert ve deseni olsun çok hoş. Tek kötü yanı şömizinin biraz kalitesiz, kağıt gibi olması. Hemen dağılıyor.