Çocukların çocuk olmasına izin verin..!
Puan vermedi·184 syf.··
2026 190. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 17:02
Çocuğu yetişkinle karıştirmayın. Bir çocuk dünyası vardır ve çocuğun o dünyası kirletilirse bir daha hayata çocuk gibi bakamaz... Şeker PortakalıŞeker Portakalı Bu kitap bir çocuk nasıl hayata küstürülür,bir çocuğun umutları nasıl yok edilir onu cevabı... Çok isterdim bir çocuğun ağlamasının bütün yeryüzünü soldurmasını... Bir çocuk ağlarsa insanlık ağlamalı... Bir çocuğun umutları yıkılırsa insanlık da yıkılmalı... Bize yazıklar olsun ki kendi ellerimizle o çocukların hayallerini, umutlarını, yaşama haklarını,mutlu olma haklarını kendi ellerimzle kana buladık... Bir çocuk her akşam yediği ve yiyeceği dayağı düşünmemeliydi. Bir çocuk uyumadan önce yarın oynayacağı oyunları ve çok daha güzel yarınlarını düşünmeliydi... Ama kendi ellerimizle kirettik. Şeker PortakalıŞeker Portakalı aslında şimdinin dünyasına da ışık tutan bir kitap. Yıllardır yamaçlarımızda çocuk başları akıyor. Duymuyoruz, görmüyoruz, görmek istemiyoruz... Görsek bile aldırmıyoruz.... Ama onlar çocuk ve çocuk olarak yaşamaları gerek... Eğer onlar şu an suça sürüklenmişse suçlusu biziz. Eğer onlar sevgi eksikliğinde yanlış yoldaysa bunun en büyük sorumluları biz yetişkinleriz. Ve maalesef hiçbirimiz bu bilinçte değiliz. Sevgili anne babalar, sevgili öğretmenlerim çocuğunuzu,öğrencinizi sevin... Çünkü sevgisizlik çocukta bir daha kapanmayacak yaralar açar. Bu önü kesilemez bir çığ gibi büyür... Sevgiyle.... Şeker PortakalıŞeker Portakalı José Mauro de VasconcelosJosé Mauro de Vasconcelos
Alıntı
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 153. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 12:43
"GÜNLÜK YAŞAM FELSEFESİ" Şikayet veba gibi. Kendini, başkalarını depresyona sürükler, hareketsizliğinle edilgenleşir, edilgenleştikçe dünyayı bu hale getirenlerin ekmeğine yağ sürersin. “Ne yapabilirim?” diye sormuyorsan şikayet etme. Kahramanlık düşleriyle tepeden de oynama. Yaşadığımız çağ, insanlık tarihinin belki de en hızlı akan dönemlerinden biri. Bilgiye saniyeler içinde ulaşıyor, dünyanın öbür ucundaki bir gelişmeden anında haberdar oluyor, her gün yüzlerce yeni içerikle karşılaşıyoruz. Ancak tüm bu hızın ve görünürdeki ilerlemenin içinde önemli bir soru giderek daha fazla anlam kazanıyor: Gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa sadece yetişmeye mi çalışıyoruz? İnsan, var olduğu günden bu yana yaşamı anlamlandırmaya çalıştı. Kim olduğunu, neden burada bulunduğunu ve nasıl bir hayat sürmesi gerektiğini sorguladı. Bugün de bu sorular geçerliliğini koruyor. Üstelik teknolojinin, sosyal medyanın ve dijital dünyanın hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte bu sorgulamalar daha da karmaşık bir hâl aldı. Kadının toplumdaki yeri, bireyin aidiyet arayışı, yalnızlık hissi, dostlukların değişen anlamı ve ölüm gerçeği gibi konular insan yaşamının temel meseleleri olmaya devam ediyor. İnsan kendini ait hissedeceği bir yer, güven duyacağı ilişkiler ve anlamlı bir yaşam arayışı içinde yol alıyor. Ancak modern dünyanın sunduğu kalabalıklar içinde bile yalnızlık duygusu hiç olmadığı kadar görünür hâle gelmekte. Kalabalıklar içinde de yalnız yaşar insan. Teknoloji, hayatımızı kolaylaştırırken bizi dönüştürüyor da. Cep telefonları artık yalnızca iletişim araçları değil; kimliğimizin, görünürlüğümüzün ve sosyal değerimizin bir parçası hâline geldi. Sosyal medya platformları ise çoğu zaman bizi birbirimize bağlamak yerine sürekli kendimizi kanıtlama yarışına sürüklüyor. Daha çok
Edebiyat
Günlük Yaşam FelsefesiGündüz Vassaf · Tuhaf Yayınları · 202631 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kelimelerin sihrini görmek için Marquez okumak.
8/10
·192 syf.··
2026 14. kitabı
Gabriel García Márquez’in "On İki Gezici Öykü" kitabı gerçekten çok etkileyici. Kitaptaki her bir öykü, bir romancının yüzlerce sayfada kurabileceği o ağır ve yoğun dünyayı daracık bir alana sıkıştırıyor. Márquez bu öykülerde atmosferi, o kasveti ve heyecanı o kadar güzel örüyor ki, her biri gerçekten tek başına bir roman olacak derinlikte. ​İlk öykü olan "Başkan Cenapları" çok güzeldi. Devrik bir liderin sürgündeki o yalnız hayatını anlatırken, başta onu dolandırmaya çalışan insanların sonradan yaşadığı o vicdani dönüşüm ve ona yardım etmesi insanı çok derinden yakalıyor. "Sadece Telefon Etmek İçin Gelmiştim" öyküsü ise sürekli çok karanlıktı. Sadece bir telefon edip sesini duyurmak isteyen bir kadının, o gri akıl hastanesi duvarları ve bürokrasi içinde görünmez oluşu tam bir klostrofobi. Hemen peşinden gelen "Kiralık Rüyalar"daki o rüyalarını satan kadının gizemi de cabası. Márquez bütün bunların içinde dekoru ve o yabancılık hissini her an çok iyi koruyor. ​Ama benim için kitabın tam zirve noktası Toscana’da geçen o öyküydü. Karakterin tam zirvede uyandığı o andaki taze çilek kokusu ve kendini o odada bulması muazzamdı. Márquez tekinsizliği ve korkuyu gözümüze sokarak değil; rüya ile kabusun, geçmiş ile şimdinin birbirine karıştığı o uyanış anıyla, en güzel kokuların altından sızan o uğursuzluk hissiyle veriyor. ​Okurken o yağmuru, soğuğu ve kokuları teninizde hissediyorsunuz. Márquez kelimelerle öyle bir atmosfer mühendisliği yapıyor ki, öyküler bittiğinde zihninizde sadece bir olay değil, rengiyle ve kokusuyla tamamen inşa edilmiş sarsıcı birer insanlık durumu kalıyor. Mutlaka okunmalı.
Edebiyat
On İki Gezici ÖyküGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20151,048 okunma
kaçırılmış fırsatlar
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 232. kitabı
Zweig, bu eserde aşk, zaman, belirsizlik ve geçmişin izleri gibi temaları işler. İşte kitabın detaylı incelemesi ve özeti: --- ### Kitabın Özeti: Ana Karakterler: - Ludwig: Genç ve tutkulu bir biyolog. - H'nin Karısı: Ludwig'in aşık olduğu, kendisinden yaşça büyük ve evli bir kadın. *Hikaye: Ludwig, genç ve yetenekli bir bilim insanıdır. Çalıştığı şirketin patronu olan H ona destek olur ve onu korur. Ludwig, patronunun karısına platonik bir aşk beslemeye başlar. Kadın da ona karşı ilgi duyar, ancak aralarındaki ilişki toplumsal normlar ve sadakat nedeniyle sınırlı kalır. Bir gün Ludwig, iş için yurtdışına gönderilir. Ayrılmadan önce kadınla vedalaşır ve ona "Dönüşte birlikte bir yolculuğa çıkalım" sözü verir. Ancak Ludwig'in yokluğunda I. Dünya Savaşı patlak verir ve yıllarca ülkesine dönemez. Savaş bittikten sonra Ludwig, aradan geçen uzun yıllara rağmen tutkusunu kaybetmemiştir. Kadını bulmak için geri döner, ancak zaman her şeyi değiştirmiştir. Geçmişteki duygular ve vaatler, şimdinin gerçekliğiyle uyuşmaz. Ludwig, geçmişe yaptığı bu yolculukta hayal kırıklığına uğrar çünkü zamanın insan duyguları üzerindeki yıkıcı etkisini görür. --- Temalar ve İnceleme: 1. Zamanın Yıkıcılığı: - Zweig, zamanın aşk ve tutkular üzerindeki etkisini sorgular. Ludwig'in geçmişe dönme çabası, aslında imkansız bir arzudur çünkü zaman her şeyi değiştirir. 2. Nostalji ve Hayal Kırıklığı: - Ana karakter, geçmişteki mutluluğunu yeniden yakalamak ister ama insanlar ve koşullar değişmiştir. Bu, Zweig'ın sıkça işlediği bir tema olan "kaçırılmış fırsatlar" ve "pişmanlık" ile bağlantılıdır. 3. Toplumsal Normlar ve Yasak Aşk:
1000Kitap
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Kapra Yayıncılık · 202033,6bin okunma
Kelimelerin Ardındaki Sessiz Yas
10/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Herkes Shakespeare’i, onun ölümsüz eserlerini ve edebiyat dünyasını nasıl kökten değiştirdiğini bilir. Peki ya onun gölgesinde kalanlar? O'Farrell, spot ışıklarını meşhur oyun yazarından alıp, tarihin satır aralarında kaybolmuş bir aileye; her şeyden önce bir anneye ve erken yaşta hayata veda eden bir çocuğa çeviriyor. Kitap boyunca babanın (Shakespeare) adının bir kez bile açıkça zikredilmemesi, yazarın bu bilinçli ve muazzam tercihinin en büyük kanıtı. Bu hikaye dehanın değil, kederin hikayesi. Romanın kalbi şüphesiz Agnes (tarihte bilinen adıyla Anne Hathaway). O'Farrell, Agnes’ı sadece "ünlü bir yazarın karısı" olarak değil; şifacı, doğanın dilinden anlayan, insanların ruhunu gözlerinden okuyan vahşi ve büyüleyici bir kadın olarak inşa etmiş. Onun şahinle olan bağı, bitkilerle konuşması ve çocuklarına olan korumacı sevgisi, karakteri edebi bir ikon haline getiriyor. Kitabın ilk yarısı ne kadar naif ve hayat doluysa, ikinci yarısı o kadar ağır, sarsıcı ve çiğ bir acıyla dolu. İkizlerden Hamnet’in veba yüzünden ölümüyle başlayan o yas süreci, kelimelerle tarif edilmesi imkansız bir duygu yoğunluğuyla aktarılmış. Bir annenin evladının kıyafetlerine sarılıp ağlaması, bir babanın acısını Londra’nın tiyatro sahnelerinde, bir oyunun satırlarında (Hamlet) ölümsüzleştirmeye çalışması... Yazar, ölümün yaşamı nasıl felç ettiğini adeta ilmek ilmek işliyor. "Bir çocuğun ölümü, anne ve babanın dünyasında her şeyi yerinden oynatır; geriye kalan tek şey, artık var olmayan bir şeyin ağırlığıdır." Maggie O'Farrell’ın dili inanılmaz derecede şiirsel, sinematografik ve atmosferik. 16. yüzyıl İngiltere’sinin kokusunu, bitki pazarını, evlerin soğukluğunu ve vebanın şehre adım adım yaklaşma trajedisini adeta yaşıyorsunuz. Yazar, zaman sıçramalarını o kadar zarif kullanmış ki,
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
Geçmişin Gömdüğü, Şimdinin Uyandırdığı Günahlar...
7/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Bu kitap kadar ters köşe bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Yazar okuyucuyu sürekli yanlış şüphelilere yönlendirerek hem tempoyu hiç düşürmüyor hemde sürekli acaba katil bu mu diye düşünüyorsunuz. En yakınınızın,babanızın bir canavar olduğunu öğrenseniz ne yapardınız? Üstelik bu gerçekle tam 20 yıl sonra,geçmiş tekerrür ettiğinde yeniden yüzleşmek zorunda kalsanız? Kitabımızda, Chloe Davis henüz 12 yaşındayken, yaşadıkları küçük kasabada 6 kız peş peşe kaybolur ve katil olarak babası Thomas Davis tutuklanır. Chloe ve ailesinin hayatı mahvolur. 20 yıl sonra Chloe düğün hazırlığı yapan, kendi travmalarından yola çıkarak gençlere yardım eden başarılı bir klinik psikologtur. Aniden yasadığı yerde peş peşe iki kız kaybolur ve geçmişin karanlık yüzü yeniden ortaya çıkar. Gerilim ve polisiye severler için harika bir kitap...
Duygu ve Düşünce
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026185 okunma