Birkaç yıl önce bu dünyanın sunduğu görüntüler ilk kez karşıma çıktığında, yaz mevsiminin keyif veren sıcaklığını hissedip yaprakların hışırtısını, kuşların şakımasını duyduğumda bütün bunlar karşısında ölene dek ağlamalıymışım. Artık ölüm tek tesellim. Suçlarla kirlenmiş, en acı pişmanlıklara boğulmuşken, ölümden başka nerede huzur bulurum?
Bu işi yapan ellere bakıyorum, bunu tasavvur eden yüreği düşünüyorum; bu ellerin gözlerimle bulaşacağı, o hayalin artık düşüncelerime musallat olmayacağı anın özlemini çekiyorum.
Yatsak, uykumuzu zehredebilir rüya
Kalksak, kirletebilir günü tek bir avare düşünce
Hisset, düşün, anla, ister gül ister ağla
Kedere sarıl yahut kaygıyı def eyle
İster neşe ister keder: farkı olmaz
Serbestçe çekip gidebilir ikisi de
İnsanın dünüyle yarını bir olmaz
Kalıcı şey yoktur, değişkenlikten öte!
Ne yazık! İnsanlar için vahşilerden daha üstün hassasiyetlere sahip olmakla övünür ki; bu onları daha kısıtlı varlıklar kılıyor sadece. Dürtülerimiz açlık, susuzluk ve şehvetle sınırlı kalsaydı neredeyse özgür olurduk ama şimdi esen her rüzgârla, tesadüfen söylenmiş bir sözle ya da o sözün anlattığı görüntülerle heyecanlanıyoruz.