Simge

Simge
@simgesalli
Hemşire
Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik
21 Ağustos
124 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·424 syf.··
2026 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 18:03
“Bazı yaralar görünmezdir; insan onları susarak taşır.” Kırmızı Pelerin, masal gibi anlatılsa da kökü gerçeğe dayanan bir hikâye. Okurken insanı sarsan şey, anlatılanların yaşanmış olma ihtimali değil; aslında yaşanmış olması. Kırmızı pelerin burada bir sembol değil sadece, hayatta kalmak için kuşanılan bir zırh. Az sayfada derin bir acıyı, sessiz bir direnişi ve yüzleşmenin ağırlığını anlatan, etkisi kolay geçmeyen bir kitap.
1000Kitap
Kırmızı PelerinGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 20223,430 okunma
Reklam
Puan vermedi·292 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 18:01
2021 Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Abdulrazak Gurnah’la ilk karşılaşmam Kumdan Yürek oldu ve kitap daha ilk sayfalardan itibaren beni içine çekti. Okurken zamanın yavaşladığını, hikâyenin bitmesini hiç istemediğimi fark ettim. Gurnah’ın dili sakin ama derin; sözcüklerin arasına yerleştirdiği suskunluklar, anlatılanların ağırlığını daha da artırıyor. Doğu Afrika’nın tarihsel ve kültürel arka planı, bireylerin iç dünyalarıyla ustaca birleşiyor; aşk, aidiyet, kırgınlık ve yabancılık duyguları katman katman açılıyor. Romanın en güçlü yanlarından biri karakter inşası. Başta sinirlendiğim, mesafe koyduğum kahramana kitabın sonunda bambaşka bir gözle bakarken buldum kendimi. Gurnah, yargılamayı okura bırakıyor; karakterlerin hatalarını ve zaaflarını saklamadan, onları insan yapan çelişkilerle birlikte sunuyor. Bu da hikâyenin sonunda bir empatiye, hatta hüzünlü bir kabullenişe dönüşüyor. İlişkilerin kırılganlığı, sömürgeciliğin bireyler üzerindeki görünmez izleri ve geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiği roman boyunca sessiz ama sarsıcı biçimde hissediliyor. Kumdan Yürek, yüksek sesle anlatılan bir dramdan çok, içten içe büyüyen bir duygunun romanı. Okuru yormadan derinleştiren bu anlatı, bitirdiğinizde karakterleri ve onların yarım kalmışlıklarını yanınızda taşımanıza neden oluyor. Gurnah’la ilk tanışma için güçlü bir başlangıç; edebiyatın insanı yargıdan empatiye taşıyan gücünü hatırlatan, kalıcı bir okuma deneyimi.
Kumdan YürekAbdulrazak Gurnah · İletişim Yayınları · 20212,278 okunma
7/10
·89 syf.··
2026 1. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 19:19
Marguerite Yourcenar’ın Alexis ya da Beyhude Bir Mücadelenin Öyküsü adlı kitabı, okuru kolayca içine alan bir metin değil; aksine, sabır ve dikkat talep eden, yer yer insanı yoran bir anlatıya sahip. Kitabı okurken ben de sık sık zorlandım. Bunun en önemli nedeni, hikâyeden çok iç dünyaya, olaylardan çok düşünceye odaklanan yapısıydı. Alexis’in karısına yazdığı uzun mektup boyunca, anlatı neredeyse tamamen içsel bir sorgulamaya dönüşüyor ve bu da okuma sürecini ağırlaştırıyor. Ancak bu zorluk, kitabın derinliğini de ortaya koyuyor. Alexis’in kendini, arzularını ve toplum karşısındaki konumunu sorgulaması; dürüstlükle ama aynı zamanda büyük bir çekingenlikle kaleme alınmış. Okur olarak, bir karakterin itirafına tanıklık ediyorsunuz ama bu itiraf ne dramatik ne de rahatlatıcı. Aksine, sürekli ertelenmiş bir yüzleşmenin, “beyhude” olarak nitelenen bir mücadelenin sessiz ağırlığı hissediliyor. Kitap boyunca tekrarlar, uzun cümleler ve durağanlık zaman zaman sabrımı zorlasa da, bitirdiğimde geriye kalan duygu güçlüydü: Bu metin anlaşılmaktan çok hissedilmek isteyen bir metin. Alexis’in mücadelesi yalnızca kendi kimliğiyle değil, suskunlukla, kabullenişle ve kaçınılmaz yalnızlıkla da ilgili. Zor bir okuma deneyimi olsa da, insanın kendine söylediği ve söyleyemediği şeyler üzerine düşünmek isteyenler için etkileyici ve sarsıcı bir eser.
Alexis ya da Beyhude Mücadelenin KitabıMarguerite Yourcenar · Metis Yayınları · 2019753 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 40. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 20:55
Kopenhag Üçlemesi, yalnızca bir hayat hikâyesi değil; kırılgan bir ruhun, suskun bir çocuğun ve yaralı bir kadının içerden anlatımı. Tove Ditlevsen, Çocukluk, Gençlik ve Bağımlılık bölümlerinde kendi hayatını anlatırken okuru bir tanık değil, neredeyse bir sırdaşa dönüştürüyor. Satırlar ilerledikçe insan, anlatılanların başkasına ait olmasına rağmen kendine dokunduğunu fark ediyor; çünkü anlatılan şey yalnızca yoksulluk, sevgisizlik ya da bağımlılık değil, görülme ve sevilme ihtiyacı. Üçlemenin en sarsıcı yanı, yazarın kendine karşı acımasız bir dürüstlükle yaklaşması. Kendini aklamaya çalışmıyor, hatalarını romantize etmiyor. Bu yalın ve soğukkanlı anlatım, duyguyu bastırmak yerine daha da derinleştiriyor. Özellikle Çocukluk bölümünde hissedilen dışlanmışlık ve sessiz öfke, insanın içine yerleşiyor; Gençlikte umutla hayal kırıklığı arasındaki savruluş tanıdık geliyor; Bağımlılıkta ise okur, yazarın kendi hayatına tutunmakta zorlanışını çaresizce izliyor. Bu kitapları okurken insan sık sık durup nefes alma ihtiyacı hissediyor. Çünkü Ditlevsen’in anlattıkları bağırmıyor ama ısrarla içte yankılanıyor. Onun kelimeleriyle karşılaşmak, bir edebi metin okumaktan çok, birinin size hayatının en kırılgan yerlerini açmasına benziyor. Bazen rahatsız edici, bazen çok tanıdık, ama her zaman samimi.
BağımlılıkTove Ditlevsen · Monokl Yayınları · 20241,078 okunma
Puan vermedi·479 syf.··
2025 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 21:30
Ölü Canlar’a başlarken kitabı ağır, sıkıcı ve yalnızca eski Rus bürokrasisini anlatan bir klasik olarak gördüğümü itiraf etmeliyim; “ölü can” kavramı bile bana ilk anda soğuk ve itici gelmişti. Ancak okudukça Gogol’ün yalnızca bir hikâye anlatmadığını, bir toplumun ruh hâlini hiciv yoluyla açığa çıkardığını fark ettim. Çiçikov’un kâğıt üzerinde hâlâ yaşayan ama gerçekte ölmüş köylüleri satın alma fikri, insanın gerçek değerinin değil, resmî kayıtlardaki karşılığının önemsenmesini simgeleyen güçlü bir metafora dönüşüyor. Çiçikov’u sevmek zor olsa da onun bireysel bir kötülükten çok, çürümüş bir sistemin ürünü olduğunu görmek kitabı daha anlamlı kılıyor. Gogol’ün yer yer ağırlaşan betimlemeleri, anlatılan ahlaki boşluğu ve durağanlığı bilinçli biçimde hissettirirken, romanın tamamlanmamış sonu da bu çöküş duygusunu pekiştiriyor. Başta önyargıyla yaklaştığım bu eser, sonunda neden klasik kabul edildiğini hissettiren, insanı kendi toplumuna ve değer anlayışına dönüp bakmaya zorlayan derin bir okuma deneyimine dönüştü. Ölü Canlar
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Reklam