Her nesne özel bir anlam taşırdı çocukluğumda ve çevremdeki nesneler sayılamayacak kadar çoktu. Hiçbiri de ötekilerden değerli değildi. Tüm nesneler üzerinde adalet egemendi. Sanki bu konuda büyüklerden çok daha fazla şey bilirdi çocuklar.
Tüm ulusların var oluş dönemlerinin başındaki o eski mitleri, son anda prenseslere dönüşen o canavar masallarını nasıl unutabiliriz; yaşamımızda karşılaştığımız bütün canavarlar belki prensestirler de bizi güzellik ve cesaret sahibi görecekleri anı gözlemektedirler. Belki bizim korkunç gözüyle baktığımız ne varsa, aslında bizden yardım bekleyen çaresiz varlıklardır.
İçinde yaşadığımız dünyaya güvensizlik duymamız için bir neden yok, çünkü bize karşı değil bu dünya. İçerdiği birtakım korkular varsa, bunlar yalnızca bizim kendi korkularımızdır;
barındırdığı bazı uçurumlar varsa, bizim kendi içimizdeki uçurumlardır bunlar.