Nesnelere kendilerinin sahip çıktığından daha çok önem vermemeli, acıya dışarıdan bakmamalı, ona bir değer biçip örneğin "büyük acı" diye bir niteleme yakıştırılmamalıdır. Bu acının kalbinizde bir büyüme, bir gelişme sağlayıp sağlamadığını bilemezsiniz çünkü.
Meyvenin çekirdeği içinde taşıması gibi ölümü kendi içinde taşıdığını eskiden insan bilir, sezerdi, bu da onu ayrı bir görkem ve sessiz bir gururla donatırdı.
Ölümü sevmeliyiz demek istemiyorum, ama yaşamı öylesine cömert bir sevgiyle, işin içine hesap kitap karıştırmadan, bir ayrıma başvurmaksızın olduğu gibi sevmeliyiz ki, farkına varmadan ölüme, yaşamın bu öbür yüzüne de yer verelim bu sevgide, yaşamı severken onu da sevmekten geri kalmayalım.