Sürekli başkaları için yaşarsan ve başkalarının ne düşündüğünü kafaya çok fazla takarsan mutsuz bir hayata esir olup kalıyorsun. Sürekli,”Bir gün kendi istediğim şeyleri yapacağım,”diye bekleyip duruyorsun ama o gün hiç gelmiyor. Bir an önce harekete geçmek lazım. Düzen güven verir ama her zaman mutlu etmez. Bazen düzenin dışına çıkmaktan korkmamak lazım . Eğer sürekli insanların yaptıklarını onaylamasını ve seni sevmesini beklersen o zaman mutsuz olduğun o düzene hapsoluyorsun ve gerçekte yapmak istediğin şeyleri yapmaya korkuyorsun.
Sanırım tek çocuk olmanın hem en büyük nimeti hem de en büyük laneti bu. İnsan kendi başına vakit geçirmeye alıştıkça en sıkıcı işlerin içinde bile bir oyun bulmayı öğreniyor ve bu sayede kendi sıkıcı hayatında biraz daha derinlere batıyor.
Bizi halısızlık,ütüsüzlük,kıyafetsizlik değil,seyahatsizlik,tiyatroya gidememişlik,seminere para verememişlik,dergiyi,kitabı tecrübe edememişlik ,denize girememişlik öldürür. Nitekim öldürüyorda. Bu güzel ülkede çoğumuz yaşayan ölü gibiyiz.