siminays

Aynı şekilde, iki tür insan vardır. Mıknatıslanmış kişiler güven ve inançla doludur. Başarılı olmak ve kazanmak için doğ­ duklarını bilirler. Diğerlerinin ise mıknatıs özelliği yoktur. Onlar korku ve kuşkuyla doludurlar. Bir fırsatla karşılaştıklarında, “Ya başarısız olursam? Para kaybedebilirim. İnsanlar benimle dalga geçerler.” diye düşünürler. Bu tür insanlar hayatta pek fazla ilerleyemez­ ler. İlerlemekten duydukları korku, oldukları yerde saymalarına neden olur. Çağlar boyunca var olan önemli sırrı keşfeder ve kullanırsa­ nız, siz de mıknatıslanmış biri haline gelebilirsiniz.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
BİLİNÇALTİNIZ KARANLIK BİR ODADIR Bilinçaltınız sizin büyük karanlık odanızdır. Dışarıdaki hayatı­ nızın geliştiği gizli yerdir. Bu nedenle sizi siz yapan şey; adınız, giysileriniz, anne babanız, mahalleniz ya da kullandığınız otomobil değildir. Siz yeraltmdaki o karanlık odanızda şekillenen inançlarınızdan olu­ şuyorsunuz. Ahlaki anlamda, bilinçaltınız tamamen tarafsızdır; bir alışkanlığı, dünyanın iyi mi yoksa kötü mü gördüğünü umur­ samaz. Bu nedenle, bilinçaltımıza, yani karanlık odaya olumsuz düşünceler düştüğünde, bu karanlık düşüncelerin günlük dene­ yim ve ilişkilerimizde ifade bulduğunu görüp şaşırırız. İşin ger­ çeği, başımıza gelen hemen her şeyde bizim rolümüz vardır. Dünyanızı değiştirmek istiyorsanız, zihninizi değiştirmeli­ siniz; içten dışa doğru... Ancak eğer bu karanlık oda kavramını kabul ederseniz, bu süreç hakkında duygulardan arındığınızı mutlulukla görebilirsiniz. Bu fikri benimsediğinizde, hayatını­ zı değiştirmenin çok zor bir mücadele olmadığını göreceksiniz. Var olan zihinsel imgeleri yenileriyle değiştirmek için ne kadar çaba sarf etmek gerekebilir ki? Bu anlayış, sizin için de olumlu ve kolay bir değişim sürecinin başlangıcı olabilir. Hayatınızın ilk günlerinden itibaren size aşılanan inanç ve eğilimlerin hâlâ sizinle olduğunu ve hayatınızı yönlendirip et­ kileme gücüne sahip olduğunu öğrendiğinizde şaşırabilirsiniz. Hepimizin çocukluktan gelen ve uzun süre önce unuttuğumuz inanç ve fikirleri vardır. Bunlar bilinçaltına ait karanlık odanın derinliklerinde saklıdır. Bunu bilmek, neden düşüncelerimizi sağlıklı bir biçimde değerlendirme zamanının geldiğini göste­ recektir. Örneğin, bir vantilatörün yanında oturduğunuzda boynunu­ zun tutulacağına inanırsanız, bilinçaltmız boynunuzun tutulma­ sını sağlayacaktır. Bu rahatsızlığa neden olan şey,
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Alıntı
Etkin bir biçimde istediğini elde etmek mümkün müdür? Gün­ lük hayatınızın bir parçası olarak dilekte bulunmayalı ne kadar zaman oldu? Acil durumlarda, tehlike ve sıkıntı anında, hasta­ lıkta, ölüm kapıyı çaldığında, dualar yüreğimizden ve dudakla­ rımızdan dökülmeye başlar. Günlük haberleri takip edin. Bütün ülkedeki insanların amansız bir hastalığa yakalanan çocuk, uluslararası barış ya da bir çöken bir maden ocağında kapalı kalan madenciler için dua ettiğini duyarsınız. Sonra, madenciler sağ salim dışarı çıktıkla­ rında, kurtarılmak için bekledikleri süre boyunca nasıl dua et­ tiklerini anlatırlar. Dualar elbette sıkıntı anlarında imdadımıza yetişir. Ancak onu yaşamımızın vazgeçilmez ve faydalı bir unsuru haline getir­ mek için neden sıkıntı anlarını bekliyoruz? Dileklerimiz, yürek­ ten istediğimiz sürece karşılık verir. İnsanlar üzerinde yaptığım çalışmalar beni farklı yaklaşım­ lara götürdü. Dilemenin gücünü ben de kendi yaşamımda his­ settim. Ayrıca dilekleri gerçekleşen birçok kişiyle konuştum ve çalıştım. Genellikle işin en zor tarafı, başka birine nasıl istekte bulunacağını söylemektir. Sıkıntıda olan insanlar mantıklı dü­ şünmekte ve davranmakta zorluk çekiyorlar. Sorunları onları boğuyor; dinleme ve anlama yeteneklerini engelliyor. Kolayca uygulayabilecekleri bir formüle, basit ve net bir kalıba ihtiyaç duyuyorlar.
Eski bir atasözü söyle diyor: Doktor yaraya pansuman yapar, Tanrı onu iyileştirir.
Pek çok kültürde erkeklerin duygularını dışa vurması bir zayıflık olarak görülür, “Erkekler ağlamaz!” söylemi bu yanlış algının bir sonucudur, oysa erkeklerin de duyguları vardır.
Sayfa 29·Kitabı okuyor