… tüm bunlardan dünyada iki insan ırkı olduğu sonucuna varabiliriz: düzgün insanların oluşturduğu ırk ve ahlaksızların ırkı. İkisi de her yerdeydi, toplumdaki tüm gruplara sızmış haldelerdi. Hiçbir grup tamamen düzgün ya da tamamen ahlaksız insanlardan oluşmuyordu. Bu anlamda hiçbir grup saf ırk değildi.
Bir gün zengin ve güçlü bir İranlı, uşaklarından biriyle bahçede karşılaşmış. Uşak, Azrail ile karşılaştığını ve onu tehdit ettiğini söyleyerek bağırmış. Efendisi’ne, kendisine en hızlı atını vermesi için yalvarmış, böylece Tahrana aynı akşam varabilecekmiş. Efendi kabul etmiş ve uşak ata atlamış. Eve dönen efendi Azrail’le kendisi karşılaşmış ve ona sormuş : “Neden uşağımı korkutup tehdit ettin?” Azrail yanıtlamış: “Tehdit etmedim, sadece onunla bu gece Tahran’da buluşmayı planlarken burada karşılaştığım için şaşırdığımı söyledim.”
Böyle işler önce birer düş olarak başlar. O düşü önce bir kişi görür. Biz iki kişi gördük. İyi bir düşse, öbür insanların düşü olur. O zaman düşümüz daha çabuk gerçek olur.