“İnsanlar”ı asla onun yaptığı gibi kalaylayamam. Onlara karşı ne denli eleştirel olsam da, kusurlarının ne kadar farkında olsam da onlardan biri olduğumu ve onların tarihinin benim tarihim olduğunu kabul etmek zorundayım. Hataları yüzünden utanıyor, yarattıklarıyla gurur duyuyor, başarısızlıklarıyla üzülüyorum.
Her insan ancak bilmediği şeyden korkar. Korkusunu yenmek için bilmek ister. Fakat bilmesi için araması gerekir. İşte, din de bu arayış değil midir? Bununla birlikte, eğer insan bir şeyi arıyorsa, onu bulmuş ve ona kavuşmuş da değildir. Kavuşamadığı şeye erişmek için can atar. Eh! Bu da aşktır işte.
Başkalarının mahrem hayatlarını gözetleme, dedikodu ve tecessüs, ayıplanma korkusunu yaşayanların kendi çektiklerini, belki de başka herkese yaşatma ve böylece kaderlerini paylaşıp sıkıntılarını hafifletme eğilimlerinin bir sonucu olmalıydı.