bir şehirden bir başka şehre giderken
hep seni düşündüm
bir yüzden bir diğer yüze çevirirken bakışlarımı
arada senin kırık, huzursuz gülümseyişin
çocukken anneme değil, sana sarılmışım bilmeden
senin göğüslerinmiş onlar nerden bileceğim
yatağımdaki beyaz ayı, senmişsin o da
karanlıktan korkmayışım, yaramazlıklarım, o da!
delikanlıyken arka cebimdeki falçata: gözlerin
teninle kuşatılmış tenim
öptüğüm ilk kızın ağzından
ağzıma dökülen mor tükürükte
adın yazılıymış/ mum ışığında okudum ..
sezdirmeden sevdim farkettirmeden ayrılacağım
bir radyo aniden bozulacak
bir diktatör devrilecek uzak ülkelerde o sıra
bir meydan saati duracak ansızın
bir yangın çıkacak ormanın birinde
sen bu şiiri okurken mum ışığında ..
aşkın ozon tabakası delinecek
gecenin atmosferindeki gazlar tutuşacaktır
bir trenin arkasına bağlayacağım mektuplarımı
hiç okumadığın mektuplarımı
tren uzaklaştıkça, hızlandıkça
mürekkep ve kağıt, sürtünmekten alev alacaktır!
sonra sahile ineceğim koyu bir banka oturacağım
ağlamak isteyeceğim koyu bir banka oturacağım
titreyecek ellerim, sağ elimi sol elimle avutacağım