YA "BEN" NEREDE?
Benim elim, benim ayağım, başım, gözüm, kalbim vesaire... Vücudumuzu terkip eden her şeyi "benim" diye sayıp tüketebileceğimize göre ya "ben" nerede?.. O kimin?
Mümin misin, yum gözünü, sil ruhundaki dış dünyadan bütün çizgileri; boşluğa, yokluğa, hiçliğe dal!..
O'ndan başka hiçbir şeyin var olmadığı mutlak varlığı bulmuş olursun!...
Hayretler içindeyim! Biri yolda düşüp bayılsa, koşarlar, kaldırırlar, eczaneye, hastaneye, bir yere, bir tarafa götürür-ler. Körün, sağırın, çolağın, topalın, şunun, bunun, teker teker bir hastalık teşhisi ve devâ merkezi var... Böyleyken küfür hastalığının dispanseri yok... Çünkü kâfir iki ayağı üzerinde durabilmektedir; gözlerinin gördüğü, kulaklarının işitiği, aklının işlediği sanılmaktadır. Ah o göz ki, görmeye, o kulak ki, işitmeye, o akıl ki, düşünmeye perdedir; ve bunların sahibi sıhhatte bilinmekte... Öbür hastalar da kim oluyor?
Yok mu bu hastaları, bu öldükten sonra ölmeye gidecek çaresizleri kurtarmaya bir çare?..
Kâfir - Öyle görüyorum ki, aramızda hiçbir anlaşmaya
imkân yok...
Mümin - Ha şunu önceden bileydiniz! Siz benim gözümde Allah'ın mühürlediği ve ebedî hapse mahkûm ettiği bir kalbiniz; onun mühürlediğini ben nasıl açabilirim?..
Kâfir - Öyleyse başından beri niçin benimle uğraştınız?
Mümin - Küfrün anatomisini bir de sizde tetkik etmek
için..
Kâfir - Ne anlamış oldunuz?
Mümin - Hep aynı şey... Hangi ölünün gögsünü yarsa-
nız orada durmuş bir kalb görürsünüz.
Kâfir - Ya bu kalbin mümin ölü kalblerinden farkı?..
Mümin - Bir et parçası olarak arada fark yok... Fakat birinin nur, öbürünün karanlık yatağı olması bakımından fark nâmütenahi...
Kâfir - Sizi dinledikçe Müslümanlığın ne zor ve pahalı
şey olduğuna dikkât ediyorum!
Mümin - Ben de sizi dinledikçe, küfrün ne kolay ve ne ucuz kazanıldığını görüyorum! Halbuki Müslümanlık, zor içinde en kolay, pahalılık içinde de bedava olan kurtuluş çaresidir.