İslâmda mutlak kudsîyet yalnız Allah'a mahsustur. Hiçbir maddî vasıtaya, bu inceliği bozacak bir hürmet ve kudsîyet izafesi mümkün değildir.
Bir gün Hazreti Ömer "Hacer-ül Esved"in karşısında
durdu ve sırf bu inceliği belirtmek için şöyle dedi:
- Biliyorum ki, bir taş parçasının elinden ne bir zarar gelebilir, ne de bir fayda!
Resuller Resülünün, cihad için, altında arkadaşlarından biy'at aldığı meşhur ağaç da, sonraları fazla bir hürmet görmeğe başlayınca derhal Hazreti Ömer tarafindan kestiriliverdi.
Ve yine bir gün Hazreti Ömer, herkesin belli başlı bir
mescide fazla şitap göstermesi vesilesiyle şöyle dedi:
- İsrâil oğullarının helâk ve izmihlâllerine sebep peygamberlerine ait hatıraları mâbetleştirmeleridir.
YA "BEN" NEREDE?
Benim elim, benim ayağım, başım, gözüm, kalbim vesaire... Vücudumuzu terkip eden her şeyi "benim" diye sayıp tüketebileceğimize göre ya "ben" nerede?.. O kimin?
Mümin misin, yum gözünü, sil ruhundaki dış dünyadan bütün çizgileri; boşluğa, yokluğa, hiçliğe dal!..
O'ndan başka hiçbir şeyin var olmadığı mutlak varlığı bulmuş olursun!...