Simu

Ruhum, üzerime gökyüzünden kesintisiz bir şekilde, zarafetle dökülen kar taneleri altında, yüreğimdeki burkulmaları unutmuş müzikle yıkanıyormuş gibi uysal ritmine geri dönmüştü.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Duygularımda da kekemelik vardı. Duygularım hiçbir zaman zamanında yetişemiyordu.
Hayalle beslenmiş şey bir an gerçekliğe kavuşmuş, sonrasında ise gerçek hayalleri beslemişti sanki.
İnsanlar tarafından anlaşılmamak yegane gurur kaynağım olduğundan başkalarına bir şeyleri ifade etmeye çalışmak, beni anlamalarını sağlamak itkisine de kapılmadım hiç. İnsanların gözünün önünde olan şeylerin doğuştan bana bahşedilmemiş olduğunu düşündüm. Yalnızlığım gittikçe büyüyordu, giderek şişmanlayan bir domuz gibi.