Kendi iç sesine direnen bir çocuğun sesinden okuyorsunuz kitabı. Özel gereksinimi olan çocukların arkadaşları tarafından nasıl zorbalığa maruz kaldığını, kendileriyle olan kimlik kavgalarını, ait olma arzularını, normal kavramını yeniden nasıl tanımladıklarını görüyorsunuz. Empati, anlayış ve şevkat ne güzel kelimeler anlamlarıyla var olurlarsa... Günümüzde var olan ekran bağımlılığı ve bilinçaltımızın maruz kaldığı kötü etkileşimlerin bizi birer canavara dönüştürdüğünü tüm hakikatiyle gözler önüne seriyor yazar. Kitap bitti ve ben uzun zamandır öğrenmek istediğim işaret dilini daha fazla ertelemeden öğrenmek istiyorum. Tabi önce tüm insanların tatlı dili öğrenmelerini ve kullanmalarını temenni ediyorum. Bir solukta okunabilecek akıcılıkta bir yapıt.
Geçim derdinin, yokluğun, yoksulluğun, sosyo ekonomik dengesizliklerin aile yapısı üzerindeki etkilerini, işçi sınıfının dramını gözler önüne sermiş yazar. Sevgisizliğin, ilgisizliğin çocuk üzerindeki etkilerini görebiliyorsunuz.Yazarın kendi içe dönüş hikayesini hüzünle okuyorsunuz. Duygularının, düşüncelerinin önemsiz olduğunu gördükten sonra nasıl sakladığını, toplumda kabul görmek için nasıl iki ayrı benlikle yaşamak zorunda kaldığını tüm buhranıyla hissediyorsunuz. Kendine ait özel bir alan ihtiyacıyla, kendi istediğini yapabilme arzusuyla kavrulan bir hayat.Serinin devamını da okuyacağım.