Din artık, ey rüzgar. Estiğinde yer, boş bir harabe; yıkılan güzel mabetlerinin küllerini bile savurdun; kuruyan feyizdar men menbalarının yerlerini bile kaldırdın; soğuyan, parçalanan yıldızlarının eczasını bile dağıttın. Issız nihayetsiz ve boş bir harabede uluma artık git! Git, belki başka yıkacağın mamureler, beyaz ve müzeyyen cepheleri altında günah saklayan mamureler vardır; git onlara bu kudretinle es; bakir ve güzel mermerleri arkasındaki hummaları, cinnetleri, levsleri savur, uçur, dağıt, yok et. Sonra temelleri bile kazınmış boş beyabanları üstünde mağrur ve semadanî gürle ve es!
Allah cezanı versin senin, Refik. Çünkü bu sizin ga-
rip aşkınız beni bile o kadar işgal etti ki kendi eski, kü-
çük, zararsız aşklarımı bile tatsız, yavan bulmaya başla-
dım. Benim zavallı dostum Refik.