Eğer tek büyük günah (tüm dünyaya göre, kötülük) birisini öldürmekse, cinayetin kötülüğün simgesel edimi olması ve onun karşısında geri adım atılması da hiç şaşırtıcı değildir.
Yazgı denen, bir çocuğu dahi kendi amacı için acımasızca harcayabilen bu vahşi ve kıyıcı hoyratlığa karşı ve o çocuk için oynayabileceğim en iyi oyun, kurbanına duyduğum aşkı onun sırtına yüklemekti.
Daha önce yaşananlar, sonrakilerin habercisi değildir. Yaşam, kendi öznel değişimini (ve bu arada, pek aykırı olarak da çatışmalardan sonra ortaya çıkan karmaşaları) bünyesinde barındırır.