Bir tren giriyordu istasyona. Koşuşanlar vardı. O da karıştı koşuşanlara. Atladı. Tren hemen kalkmıştı. Çoğu ayakta, kadınlı erkekli işçilerin, küçük memurların, fakir halktan kişilerin tıklım tıklım doldurduğu üçüncü mevki bir vagondaydı. İlk kez görüyormuş gibi böyle kişileri, tek tek bakmaya başladı. Gazete okuyanlar, düşünenler, susanlar, çene çalanlar, gülenler... Gençlik, yaşlılık, güzellik, çirkinlik giderek kadınlık, erkeklik ayrımının da üstünde bir tek ortak yan vardı bu yüzlerde: Yorgunluk. Bir de bütün gün süren ezici bir didişmenin sonunda varacaklarını umdukları mutluluğa, kazanılmış bir-iki şeyle evlerine dönebilmek mutluluğuna bir an önce kavuşmanın ivedisi...